İçeriğe geç

Bu durum melekler için ayrı bir haz ve ruhanî bir zevk kaynağıdır. Zira kanatlarını ayaklarının altına serdikleri ilim yolcuları, mârifet-i ilâhiye ile meşbû ve dopdolu kimselerdir. Onlardır ki, kevn ü mekânın ve bütün mevcudatın -buna melekler de dahil- mânâsını keşfedip açma misyonunu yüklenmişlerdir. Eğer onların bu cehdi olmasaydı ve bu mânâda Allah Resûlü’nden istifade ve istifaza sağlanmasaydı kâinatın mahiyetini anlamak, kavramak asla mümkün olmayacaktı.

Ehl-i ilimdir ki, Efendimiz’in derslerine en birinci muhataplardır. Ehl-i ilimdir ki, varlık âleminde tecellî eden “Esmâ”yı anlama adına kurulan ders halkasında en birinci safı teşkil ederler. Evet, onlarla varlık abesiyet, eşya ve hâdiseler başıbozukluktan kurtulmuş olur. Bundan dolayıdır ki, melekler onlara ayrı bir önem, ayrı bir ehemmiyet vermekte ve kanatlarını onların ayaklarının altına sermektedirler.

Meleklerin insanlara olan bu tazimi, sırf Allah içindir. Bu sebeple de onlar yaptıkları bu hizmeti, döndüklerinde Rablerine bir armağan, bir hediye gibi takdim ederler. Melekleri ilim ehline hizmet etmeye sevk eden sırra gelince: Meleklerde sonsuz denecek ölçüde bir ilim ve irfan aşkı vardır. Allah’ı bilmek, O’nu tanımak ve O’nun mârifetine ermek meleklerin yaradılış gayesi ve biricik hedefleridir. Buna vesile oldukları için de onlar, ilim erbabına hep hizmet etmek isterler.

Yoksa Allah’ı bilmeye, Resûl-i Ekrem’i tanıtmaya götürmeyen, Kur’ânî hakikatlere nüfuza merdiven teşkil etmeyen ilimler kat’iyen melekleri cezbedecek ve onları yeryüzüne indirecek şeyler değildir. Zaten biz öyle bir ilim de tanımıyoruz. Zira fizik, kimya, matematik, astronomi ve daha ne kadar ilim dalı varsa, bunların hepsi kendi sahalarında, her zaman beşerin elinden tutar ve onu mârifet semasına yükseltirler.

196