İçeriğe geç

Tam bu esnada başım yukarıya doğru çevrildi; bulutsu bir ışık kümesinin yukarıya doğru çıktığını gördüm! Çıktı çıktı ve gözden kayboldu. Sabah gelip gördüklerimi ve başımdan geçen hâdiseyi Allah Resûlü’ne anlattım. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) de, “Kur’ân okumaya devam etseydin, onlar da orada bekler ve seni dinlerlerdi.”146 buyurdular.

Sahabe-i kiramdan Hanzala henüz evlenmişti. Ve Uhud’a da yıkanamadan çıkmıştı.. derken Uhud’da şehit oldu. İslâm ordusu geri dönünce hanımı gelip Allah Resûlü’ne durumu sordu. İki Cihan Serveri cevap verdi: “Birinci kat semada teneşir tahtası kuruldu.. ve Hanzala’nın nâşı orada melekler tarafından yıkandı…”147

Hanzala ki, cihad emrini duyunca hanımını yatakta bırakıp koşmuştu. Yıkanmaya dahi vakit bulamamıştı. Evet, Allah Resûlü’nün emrine itaatte bu zirveyi tutanlara Cenâb-ı Hak ayrı bir teveccühte bulunuyor ve Hanzala’nın nâşı meleklerce yıkanıyordu.

Sa’d b. Muaz, ensarın ulularındandı. Mus’ab dergâhında gelip iman etmiş ve ardından da Müslümanlığı en kâmil mânâda temsile koyulmuştu.

Hendek’te, Allah Resûlü’nün önünde göğsünü siper etmiş, savaşırken tali’siz bir ok gelip şahdamarına saplanmıştı ve o gün çok kan kaybetmişti. Allah Resûlü Sa’d b. Muaz’a ayrı bir önem veriyordu. Hastalığı esnasında onu birçok defalar ziyaret etti. Gel gör ki, Sa’d b. Muaz aldığı bu derin ve onulmaz yara sebebiyle her gün ahirete biraz daha yaklaşıyordu.

Acı haberi Cibril ulaştırdı. “Sa’d b. Muaz’ın vefatıyla Arş lerzeye geldi!” dedi. Allah Resûlü yerinden fırladığı gibi koşmaya başladı. Sahabe de ardından koşuyordu.. kimisinin ridası düşüyor, kimisinin takunyası ayağından fırlıyordu. Allah Resûlü’ne yetişmek âdeta mümkün olmuyordu. “Bizi yordun yâ Resûlallah!” dediler. Niçin bu kadar acele edildiğini bilemediklerinden böyle diyorlardı.

204