İçeriğe geç

Evet onlar, güzel kokudan zevk alır ve hoşlanırlar. Burada, selim fıtratı en üst seviyede temsil eden Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) güzel kokudan hoşlanıp güzel koku süründüğünü de hatırlatıp geçelim…3

3. MELEKLER VE MİSYONLARI

Eşyayı ve hâdiseleri bizzat kendi kanunları içinde izah imkânsızdır. Kanunlar, Cenâb-ı Hak ile irtibatlandırıldıkları zaman izaha kavuşmuş olacaklardır. Eşyada, Cenâb-ı Hakk’ın yardımcısız, ortaksız, tam tasarrufa sahip rubûbiyeti söz konusudur. Allah’ın (celle celâluhu) hiç kimseye ve hiçbir yardıma ihtiyacı yoktur. Zira O, her türlü noksandan münezzeh ve mukaddestir. O’nun bir adı da Samed’dir. Her şey O’na muhtaç, fakat O hiçbir şeye muhtaç değildir.

Evet, mutlak istiğnanın yegâne sahibi O’dur. Meleklere gelince, onlar sadece Cenâb-ı Hakk’ın tasarrufuna nezaretçilik yapar ve tekvînî kanunlarda, Cenâb-ı Hakk’ın emirlerini temsil, tebcil ve takdir ederler.

Cenâb-ı Vacibü’l-Vücud, bir iş murad buyurduğu zaman, o işi onlara ferman eder, onlar da bu işin başında kayyimlik yaparlar. İşte bu mânâda, bir çekirdeğin etrafındaki elektronların hareketinden, gökten yağmur damlalarının inişine, ondan meteorların düşüşüne, ondan da büyük sistemlerin, büyük nebülözlerin hareketlerine kadar, hâdiselerin çapına göre, bir müekkel (vazifeli) melek vardır.. ve her melek müekkel olduğu ilâhî icraatı alkışlamaktadır.

Onlar bu alkışlamayı tesbih, tahmid ve tekbirlerle yerine getirirler. Melekler için bu bir vazife, bir mükellefiyettir. Zaten Cenâb-ı Hak onları bu hikmete uygun olarak yaratmıştır. Yani onlar, Cenâb-ı Hakk’ın kurbiyetini, mahlukatın da O’ndan bu’diyetini idrak eder ve “Sübhanallah” derler. Efendimiz’in, Ebû Zerr’e söylediği bir sözden meleklerin tesbih, tahmid ve tekbirlerini Cenâb-ı Hakk’a şu ifadelerle takdim ettiklerini istinbat ediyoruz:

سُبْحَانَ رَبِّي وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ رَبِّي وَبِحَمْدِهِ4
120