İçeriğe geç

Mânevî hayat adına az bir atmosfer kirlenmesi, kalbî hayatta bir kararmaya ve çok defa “feyz-i akdes”ten gelen nurların ve sırların ulaşmasına mâni engellerin meydana gelmesine sebep olabilir. Böyle bir durum da ancak tevbe ile izale edilebilir. Aslında kalbinde bir nebzecik berrak bir yer bulunan kimse, yaptığı hatalar neticesinde oluşan o siyahlığı hissedebilir. Bunun içindir ki, günah işleyen ve işlediği her günaha tevbe ile mukabele eden kimse, işlediği günahlardan hep rahatsızdır. Çünkü onun kalbinde hâlâ bir beyaz âlem, bir siyah âlemi takip etmektedir ve bu kişi, hâl-i hazırda günahı sevaptan ayırabilecek durumdadır. Fakat kalb tamamen kararıp da bir nokta kadar olsun beyazlık kalmayınca, o kalbi taşıyan insan artık zıtları ayırabilme kabiliyetini de kaybetmiş sayılır.

Onun içindir ki, sürekli günah işleyen ve farzları terk eden birinin kalbinde, işlediği günahlardan dolayı en ufak bir burkuntu, teessür ve mahzun olma hâli müşâhede edilmez. Günah, –yukarıdaki hadis-i şerifte de zikredildiği gibi– işleyenin kalbinde evvela bir nokta gibi belirir. Şayet o kimse, tevbe ile onu izale ederse o leke yok olup gider; hatta yine günah işleyip tekrar tevbe ederse, Allah (celle celâluhu) onu da izale eder. Böyle bir kalb, her ne kadar aslî ilk mahiyetini tekrar kazanamasa da –Allah lütfederse o da mümkündür– o artık günahların neticesinde bütün bütün küfre girip ruhunu öldürmez. Farzları terkte ısrar etmek küfür vesilesi olduğu gibi, günahta ısrar da küfre götürücü mühim bir âmildir.

198