İçeriğe geç
42. Bölüm

Müfredat mânâsı (23-24. âyetler)

وَإِنْ كُنْتُمْ : إِذَ kelimesiyle إِنْ lafzının kullanıldığı yerler birbirine yakındır, ikisi de şart içindir. Ne var ki, kat’iyet söz konusu olduğu yerde إِذَ , şekkin daha galip olduğu yerde ise إِنْ kullanılır. Bu kelimeleri yakînen tanımada fayda var. Bunları tanıdığımız nispette kullanıldıkları yerler itibarıyla tasvire, genel manzaraya ve ifade tarzına vâkıf oluruz. Bu, o dilin inceliğiyle alâkalıdır.

كُنْتُمْ kelimesi “oldunuz, öylesiniz”, şartla beraber düşünüldüğünde ise “oldu iseniz, öyleyseniz” demektir ve كَانَ fiilinden mâzi, cem-i müzekker muhatap sigasıdır. Bu kelime yerine göre önceden olma mânâsına da kullanılmakla beraber, sonradan olma mânâsının düşünülmesi burada daha uygun olacaktır. Zira o zaman “Kur’ân-ı Kerim’e nazire olacağını düşündüğünüz suni dahi olsa bir şey ortaya koyun!” meydan okumasına daha baştan imada bulunulmuş olacaktır.

رَيْبٍ kelimesinin üzerinde uzun boylu durmuş, içtimaî, fikrî, ruhî ve ilmî reybîliği arz etmeye çalışmıştık.

مِمَّ : مِنْ harf-i cerri, teb’iz için de kullanılması itibarıyla “ondan sadece bir parça” manasına işaret eder.

Burada أَنْزَلْنَ kelimesi değil de نَزَّلْنَ kelimesi tercih edilmiştir; zira نَزَّلْنَ kelimesinde tedricen inme söz konusudur. Yani o Kur’ân’ın ceste ceste, sırası geldikçe, esbab-ı nüzule bağlı olarak, maslahat ve hikmete binaen gelişi, “Def’aten indirdik.” mânâsındaki أَنْزَلْنَ kelimesiyle değil de, teksir için olan tef’il kipiyle ifade edilmiştir. Kur’ân-ı Kerim’de yağmurun yağması da bazen bu kiple ifade edilir ki, sağanak sağanak ve peşi peşine muttasıl yağma anlamına gelir.

453