İçeriğe geç
6. Bölüm

Seçilen kelimelerdeki dil incelikleri (2-4. âyetler)

Buraya kadar müfredat üzerinde yapmış olduğumuz izahlardan sonra şimdi de aynı kelimeleri dar bir çerçevede belâgat açısından ele almak istiyoruz.

هُدًى لِلْمُتَّقِينَ ifadesindeki هُدًى kelimesi, هَدَى – يَهْدِي’den masdardır. Binaenaleyh هُدًى, bu yönüyle هَادٍ kelimesinin ifade ettiği mânâdan çok daha derin bir mânâya delâlet etmektedir. Zira هُدًى ifadesinde “mahz-ı hidayet” mânâsı vardır. اَلْمُتَّقِينَ kelimesi, yukarıda da ifade edildiği gibi وَقَى – يَقِي kökünden türemiş olup iftiâl babından اِتَّقَى fiilinin ism-i fâilinin çoğuludur. Bu şekliyle هُدًى لِلْمُتَّقِينَ cümlesi, devam ve sebata delâlet etmektedir ve “içinde hiçbir şüphe ve tereddüt bulunmayan o kitap, daima şirk, küfür, dalâlet, günah ve mâsivâdan sakınan ve uzak duranlar için hidayetin ta kendisidir” mânâsına gelmektedir. Dolayısıyla, sakınma ve uzak durmada eksiklik olduğu zaman, hidayette de aynı eksikliğin olacağı nüktesi ortaya çıkmaktadır. İşte Kur’ân-ı Kerim, hayatlarını böylesine bir takva ve ihsan atmosferinde geçirenler için sırf hidayettir.

لَا رَيْبَ فِيهِ sözüne dikkat edilecek olursa هُدًى لِلْمُتَّقِينَ ile aralarında sıkı bir irtibatın bulunduğu açıkça görülecektir. Zira Kur’ân’ın iç derinlik ve ledünniyatı tetkik edilerek mânâsına nüfuz edildiğinde, onda en ufak bir şüphe ve tereddüdün olmadığı açık-seçik ortaya çıkacaktır. Binaenaleyh “ittikâ”da devamlı olan bir insan, içinde hiçbir şüphe ve tereddüt olmayan Kur’ân-ı Kerim’den istifade edecek ve Kur’ân-ı Kerim de o müttaki için bir mahz-ı hidayet olacaktır.

125