İçeriğe geç

Bunların birisi, yasaklanan hususlardan temizlenmeye, ikincisi ise emredilenlerle mamur hâle gelmeye bakar. Bu husus, evâmir âleminde emir ve nehiy şeklinde zuhur eder. Sonra bu, emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker konusunda teşvik, tergib, terhib, inzar şeklini alır. İnzar umumiyetle terhibin yanında, tergib ise tebşirle beraberdir. Öyleyse şöyle denebilir: Tergib-tebşir, inzar-terhib, bunlar bir hakikatin pozitif ve negatif yanlarını ifade etmektedirler ve bir vâhidin farklı yüzleri mesabesindedirler. Cenab-ı Hakk’ın bize olan emirlerinde her zaman bir tergib ve terhib, bir inzar ve tebşir söz konusudur. Tergibin karşısında terhib, tebşirin karşısında inzar fevkalâde latiftir. Burada nahvî bir kaide ile cümleyi tevil-i müfrede sokacak olursak mânâ, إِنْذَارُكَ وَعَدَمُ إِنْذَارِكَ مُسْتَوٍ لَهُمْ şeklinde olur.

Daha sonra, bu mazmunun müfessir ve mübeyyini olarak لَا يُؤْمِنُونَ “Onlar iman etmezler.” kaydı gelmektedir ki, bu bir bakıma isti’naf-i beyanî cümlesi gibidir. Yani “Onlar niçin iman etmezler?” şeklinde tevcih edilen mukadder bir soruya da Kur’ân, خَتَمَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَعَلٰى سَمْعِهِمْ وَعَلٰۤى أَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌ “Allah (celle celâluhu) onların (kesp ve meyelanları sebebiyle) kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir...” (Bakara sûresi, 2/7) şeklinde cevap vermektedir.

* * *

خَتْم kelimesi, “bir şeyi tevsik eder mahiyette mühürlemek, mühürleyip muhafaza etmek” mânâlarına gelir. Burada da, isti’la için gelen عَلَى ile sılalanmıştır ve mânâsı, “mühürlemek ve girişi, çıkışı önlemek” olur.

183