Seçilen kelimelerdeki dil incelikleri (10. âyet)
7. âyetteki عَلٰى قُلُوبِهِمْ ile buradaki فِي قُلُوبِهِمْ arasında bir tetâbuk vardır. Kâfirlerin kalbleri üzerine mühür vurulmuş, münafıkların kalblerinde ise bir maraz vardır. Bu, hem kâfirin hem de münafıkın kalb cihetiyle malûl olduğunu gösterir. Bu itibarla da münafıkların –inanmayanlar gürûhunun ikinci sınıfı olarak– kâfirlerin yanında yer aldıkları söylenebilir.
مَرَضٌ kelimesi, Arapçada, sülâsî babların dördüncüsünden gelir. Bundan türetilen sıfat, ism-i fâil olarak مَارِضٌ şeklinde değil, مَرِيضٌ şeklinde sıfat-ı müşebbehe olarak gelir. مَرَضٌ kelimesi, Türkçemizde hastalık demektir. İnsanın asabî ve adalî olarak kısmen veya tamamen bir kısım fonksiyonlarını yerine getirememesi ve muvazenesizliğe düşüp kendisinden beklenileni verememesine maraz dendiği gibi, bu kelime, mizaç bozukluğu mânâsına da kullanılır. Marazı bu açıdan ele alırsak mânâ, “Onların kalblerindeki hastalık sebebiyle mizaçları bozulmuş ve artık ruhî ve bedenî fonksiyonlarını tam eda edemiyorlar ve kendilerinden bekleneni veremiyorlar.” şeklinde olur. Tâbiîn imamlarından Katâde İbn Diâme, İkrime ve Dahhâk’ın beyanlarına göre bu rahatsızlık, Allah’a sağlam inanamama hususunda bir tereddüt ve şüphe hastalığıdır.