Seçilen kelimelerdeki dil incelikleri (23-24. âyetler)
Şimdi de, bizim kuyûdun fevâidi dediğimiz, seçilen kelimelerdeki dil incelikleri üzerinde teker teker durmak istiyoruz.
Evvela burada Kur’ân وَإِنْ كُنْتُمْ diyor. Daha önce de geçtiği üzere, إِنْ şart edatıdır ve mutlak şek içindir. Şöyle ki, anlatılan şeyin vukuu kat’i ise ya da en azından ekseriyet yahut zann-ı gâlip ifade ediyorsa, bu durumda kullanılacak edat إِذَ ; şayet vukuu ile adem-i vukuu müsavi ise, yani olup olmayacağı şüpheli ise o zaman da إِنْ kullanılır. İşte burada, onların reybîliğine, şüpheciliğine ima sadedinde إِنْ kullanılmıştır. Buradaki şek, şüphe, muhatabın durumuna göredir, yoksa mütekellim olan Cenab-ı Allah’a göre mesele kat’idir.
Aynı zamanda şüphe sebeplerinin izale edilebilecek türden olduğu da yine إِنْ edatıyla vurgulanmıştır. Yani azıcık ciddi baksalar bu kitapta reyb olmadığını görecekler. Bu itibarla denebilir ki, Kur’ân-ı Kerim’e beşer kelâmı demek, düşünmeden verilmiş peşin bir hükmün ifadesidir. Böyle bir ifadenin başında muhataba bakan إِنْ kelimesinin bulunması, oradaki şekkin bütünüyle temelsiz ve üflemekle zâil olacak kadar zayıf olduğunu gösterir. Fesübhânallah! Reyb ile yakîn arasında böyle ince zar gibi bir perde var. Ama yine de bazıları ona takılıp kalabiliyorlar..!
Burada, Kur’ân’da başka yerde geçen إِنِ ارْتَبْتُمْ “Eğer şüphe ettiyseniz, şüphe ediyorsanız…”[1] ifadesi ihtiyar edilebilecekken bunun yerine وَإِنْ كُنْتُمْ فِي رَيْبٍ “Eğer herhangi bir şüphe içerisindeyseniz…” buyuruluyor:
Bu ifade tarzı kesinlik ifade eder. Yani onlar devamlı şüphe düşünmekte, şüphe soluklamakta ve şüphe ile oturup kalkmaktadırlar.. âdeta şüphe, tabiatlarının bir derinliği hâline gelmiş gibidir.. reyb etraflarını o kadar sarmış ki başka bir şey görecek hâlleri kalmamıştır…