İçeriğe geç
40. Bölüm

Seçilen kelimelerdeki dil incelikleri (21-22. âyetler)

يَا bir nida edatıdır. Kendisine hitap edilen kimsenin hitap edene ikbalini teminde kullanılır. Buradaki sesleniş, senin de içinde bulunduğun bütün âfâk-ı âlemdeki herkese bir çağrıdır ve herkes bu çağrıya muhataptır. Cenab-ı Hakk’ın burada يَا kelimesiyle nida edip bütün insanlığa seslenmesi, emredeceği şeyin celâlet, azamet ve haşmetini işaretler. Yani bu, “Bütün bu nidayı duyanlar kulak kesilsinler. Kendilerine ilan edeceğim hakikat, âlem çapında çok geniş bir hakikattir.” anlamına gelmektedir.

أَيُّ kelimesi bir “tevsîm” edatıdır. Nahivdeki ifadesiyle harf-i nida ile münâdâ arasında âleteyn-i tarif cem olmasın diye bulunur. Yani dil açısından يَا النَّاسُ demek doğru değildir. Çünkü يَا belli bir kimseye hitap etmek içindir. النَّاسُ da zaten mârifedir. İki tür mârifenin yan yana gelmesine içtima-i âleteyn-i tarif diyoruz. İkisinin yan yana gelmesi, Arap dilinde hoş karşılanmadığından araya أَيُّ، أَيُّهَا، أَيُّهٰذَا gibi kelimeler girmektedir. Bu bir nahiv kaidesidir. Tevsîm, nişan koyma mânâsınadır. Âlemşümul hüviyeti içinde bütün deme, seslenme fiillerine evvelen ve bizzat mazhar kılınması ve Allah’a muhatap olabilecek durumda yaratılması itibarıyla nişan insana konmuştur. Öyleyse Cenab-ı Hakk’ın hitabı karşısında şuurlu bir şekilde ubûdiyeti farz olarak üzerine alan insandır.

هَا bir tembih edatıdır. Bununla celâlet, haşmet, azamet ve ihatanın yanı başında bir de huzur anlatılmaktadır. Kur’ân’ın ifadesi içinde beyan-ı ilâhî olarak biz daima mikro âlem ile makro âlemi yan yana, en büyük ile en küçüklüğü omuz omuza, sonsuz azametle sonsuz küçüğü birbiri içinde, sonsuz uzaklık ile sonsuz yakınlığı da hep iç içe görüyoruz.

442