İçeriğe geç

Hâlbuki 15 asır evvel İslâmiyet tarafından kadının elinden tutulmuş, erkeğin yanına çıkarılmış ve ona lâyık olduğu en muallâ mevki verilmiştir.

Bakın, sahabi, Allah Resûlü’nün huzuruna geliyor ve soruyor: “Benim iyiliğime en lâyık olan kimdir?” Allah Resûlü, “Annen!” cevabını veriyor. O, bu sorusunu üç kere tekrar ediyor ve hepsinde aynı cevabı alıyor. Dördüncüde ise Allah Resûlü, “Baban!” buyuruyordu.98

Kadın o dönemde o kadar büyüyordu ki, Hz. Ebû Bekir Resûl-i Ekrem’in zevcelerinden biri olan kendi öz kızı Âişe’ye “Anam” diye hitap ediyordu. Efendimiz de, “Cennet, anaların ayaklarının altındadır.”99 buyuruyordu.

Evet, seni yetiştiren ananın ayağının altına yüzünü sürebilir ve onu hoşnut edebilirsen, rahmetinden ümit edilir ki, Allah o yüze Cehennem’i göstermez. Evden ayrılırken ve eve döndüğünde, ananın buruşmuş ayaklarına dudaklarını sür, duasını almaya çalış ki, fert, cemiyet ve millet olarak mutlu olmanın yolu bundan geçer.

Ana deyip geçme; yerinde o seni sırtında taşır; an olur ve dem gelir, silah kullanmasını da bilir; gerekirse silahını omuzuna alır ve Palandöken’e tırmanıverir. Kurt Paşa’nın ordularının bozulduğu yerde, Rus ordularına karşı savaşır; ırz, namus ve evlâdını korumasını da bilir.

Siz, kaideler üzerinde âbideler yaparsınız. Sizin o âbideleriniz, onun ayağının altında toz bile olamaz. İslâm, ananın âbidesini kurbet zirvelerinde çoktan kurmuştur. İslâm sayesinde ana o kadar yükseltilmiştir ki, sadece Allah’a karşı eğilmesi gereken baş, bir de ananın ayakları için eğilmiş ve “Cennet, anaların ayakları altındadır.”100 denilmiştir.

111