İçeriğe geç

Milletlerin başına gelen bir felâket, onları ta can evinden vurur ve dünya zevk u lezzeti adına her şeyi onlara unutturur. Bu felâketi atlatacakları güne kadar da evlerinde, obalarında diriliş ninnileri söyleyerek gelecek nesillerde mücadele azim ve ruhunu geliştirip; onlara, esaret altında zilletle yaşamaktansa, izzetle ölmeyi öğretir, dün ve bugün kaybettikleri şeyleri onlarda kazanmaya çalışırlar.

İnandıkları düşünce istikametinde millete hizmet aşkı onların ruhlarına o kadar hâkimdir ki, mektepte, kışlada, tarlada, dükkânda alışverişte, memuriyet masası başında, seccade üzerinde, namazgâhta, mecliste, meclis kürsüsünde ve bakanlık koltuğunda hep onu mırıldanır, onunla oturur, onunla kalkarlar.

İçtimaî yanları ve mâşerî iradeleriyle fevkalâde kuvvetlidirler. Millî her meseleyi şahsî ve ailevî her türlü menfaatin üzerinde tutar ve bu uğurda cansiperâne mücadele verirler.

Her türlü güç ve kuvvete, her çeşit hıyanet ve ihanete karşı en metin, en sağlam kaleleri, o durulardan duru saf inançları ve o inançtan kaynaklanan yüksek heyecanlarıdır. Bu sağlam sığınakları sayesinde en aşılmaz gibi görünen şahikaları aşar, en dev engelleri yener, en onulmaz dertlerin dahi rahatlıkla üstesinden gelebilirler.

Onların meclislerinde gece ve kıştan söz edilmez. En karanlık durumlarda dahi onların düşünce dünyalarında cihanları aydınlatacak ışık kaynakları, karı-buzu yerle bir edecek hararet ve enerji menbaları feveran edip durmaktadır.

Onların bu cennet iklimlerinin dışında yığınlar ümitsizlik içinde boğulurken, onlar inanç mekiklerini bir başka ümit haliçesinde hareket ettirerek, gözlere ve gönüllere ayrı ayrı güzellikler sunar ve ayrı ayrı diriliş yollarını gösterirler.

e. Vicdanı Duru Olanlar

79