İçeriğe geç

Allah Resûlü’ne gelince O, herkes gibi oturur ve herkes gibi davranırdı ve O’nun her hareketi belli bir edep dairesi içinde cereyan ederdi. O, büyüklüğünü, yüzünü yere koymak ve seccadede kıvrım kıvrım kıvranmak suretiyle sergilerdi.

“Kim tevazu gösterirse Allah onu yüceltir, kim kibirlenirse Allah onun burnunu yere sürter.”33

Tevazu ve mahviyet insana iki kanat olur, onu Yüceler Yücesi’ne doğru pervaz ettirir. Allah Resûlü, tevazuu ile ebedlere kadar insanlığın lideri olmuştur. Zaman ve mekânın dar buudlarını aşan bu mümtaz ve seçkin liderin karşısına insanlar çok rahatlıkla çıkabiliyor ve söyleyeceklerini çok rahatlıkla söyleyebiliyorlardı. Zira kendisi de çok rahat bir insandı.

Buhârî ve Müslim naklediyor: Bir gün aklından zoru olan bir kadın geldi. Allah Resûlü’nün elinden tutarak çekti ve O’na evimdeki şu işimi gör, dedi. Kadın Allah Resûlü’nün kolundan çekti, O da kadını arkasından takip ediverdi. Derken sahabe de onların ardına düştü. Eve gidildiğinde, Allah Resûlü, gayet rahat bir şekilde kadının dediği işi gördü.34

Bu iş belki evi süpürmek, belki de yıkanmış çamaşırları sıkmaktı. İşin keyfiyeti ne olursa olsun Allah Resûlü bu işi yapmıştı. Zira o tam bir fıtrat insanıydı.

O’nun bu hareketi asla zillet değildir. Zira O, küfür ve isyan karşısında her zaman kükremiş bir aslan gibi dururdu. Başka yerlerde de söylediğimiz gibi O, insanların en şecaatlisi ve yüreklisi idi.

Hz. Ali der ki: “Biz muharebe meydanında korktuğumuz zaman Allah Resûlü’nün arkasına sığınır, öyle korunurduk.”35 O’nun atmosferi insana emniyet ve güven verirdi. İşte böyle bir insan, bu şekilde mahviyet gösteriyorsa, o sadece O’nun büyüklüğündendir.

c. Kulluk Tacı

87