C. Sırat-ı Müstakîm
1. “Ben de sizin gibi bir beşerim”
Cenâb-ı Hak, Efendimiz’e hep hususî bir noktayı hatırlatmakta ve şöyle demesini emretmektedir:
“Ben de sizin gibi bir beşerim. Bir fark var; o da, bana vahyolunmasıdır.”1
Sanki Cenâb-ı Hak O’na, “Ey Habibim, başka şeref, başka mansıp arama; beşer olmayı itiraf, sana şeref olarak yeter.” demekte ve O da bunu gerçeğin kendisi kabul ederek “Ben bir beşerim.” ilanında bulunmaktadır.
Bir akıl ve bir karîha düşünün ki, güneşlere fer verecek ölçüde ışıl ışıldır. O’nun fetanetini ifadede ‘deha’ kelimesi yetersiz ve fakir kalır. O’nda cihanları altüst edecek bir dirayet ve irade gücü vardır. Ancak O, bütün bunları bir kenara bırakıp Hakk’a teslim olmakta ve gönlünü bütünüyle vahyin meltemlerine açmaktadır. Aslında böyle bir teslimiyet çok zordur. Tabiî zor olduğu ölçüde de mübeccel ve Yaratan nezdinde makbuldür.
Anlatılan, nübüvveti ikrar, kulluğu da itiraftır. Evet, anlatılan, ne Arş’ın bir yanında oturma iddiası ne de hulûl ve tecessüt safsatası; vahiyle serfiraz bir peygamberlik pâyesi.
Keza Resûl-i Ekrem, “Ben de sizin gibi bir beşerim.” derken beşeriyetini ifade ederek, mukteza-i beşeriyet olan hiçbir şeye karşı gelmediğini, tabiatla mutabakat içinde bulunduğunu, Allah’ın kurduğu ve ayarladığı nizama tevfik-i hareket ettiğini/edeceğini hatırlatmış oluyor.
Derinlerden derin kulluğunun yanında, yiyor, içiyor, yatıyor, evleniyor ve arkasındakilere meşru dairedeki zevk ve lezzetlerin âdâbını talim ediyordu.
Dipnotlar
- 1 Kehf sûresi, 18/110.