İçeriğe geç

Müsavat anlayışı cemiyet hayatında bir şuur merhalesidir. Vicdan duruluğuna ermemiş fert ve toplumlarda böyle bir şuur merhalesi müşâhede etmek imkânsızdır. Çünkü böyle bir ortamda totemler, firavun yapılı insanlar vardır.

En küçük bir menfaat karşısında el-ayak öpen tiranlar, güçlerini ve zalimliklerini ancak zayıf mazlumlara tatbik eden firavunlar, Cenâb-ı Hakk’ın intikam eli yakalarına yapışınca küçüldükçe küçülen, ama niyetlerinde hep firavunluklarını devam ettiren, onun için de affa liyakatleri olmayan cebbar hodfuruşlar ve kendini beğenmiş bütün mütekebbir sefiller.. evet, işte böylelerinin hükmettiği toplumlarda müsavattan söz edilemez.

Böylelerinin var olduğu bir cemiyette adalet yere serilmiş demektir. Onun içindir ki, biz müsavat anlayışını bir şuur merhalesinin neticesi olarak görüyor, öyle değerlendiriyor ve diyoruz ki, fertler vicdan duruluğuna ulaşmadan müsavat esasına dayalı bir toplum teşekkülü mümkün olamaz. Cemiyet öyle olmayınca da sağlam bir içtimaî yapı vücut bulamaz.

Firavun ahlâkının kol gezdiği, Karun karakterinin yaşandığı bir topluluğu bekleyen mukadder netice, ya içtimaî dalgalanmalar arasında hercümerç veya toptan yerin dibine batmaktır ve son anda Hz. Musa’ya sarılmanın da bir faydası yoktur.

Sa’lebe’nin, iş işten geçtikten sonra Allah Resûlü’ne dehaleti fayda vermemiştir.19 Koyunda, keçide, malda ve mülkte takılıp kalanların vicdan duruluğu ne korkunç bir yalandır!.. Sadece âh u efgândır onlardan gök kubbede bâki kalan!.. İşte, cemiyetleri kendi enkazları altında kalıp ezilenler ve işte yurtları!.. Kur’ân diyor: “Yok mu ibret alan!..”20

a. Pratikte Eşitlik

Mutlak müsavat esası yeryüzünde İslâm’la gerçekleşmiştir. Kur’ân, insanların ana-baba birliğine dikkat çekmiş21, Efendimiz de onları bir tarağın dişlerine benzetmiştir.22 Ayrıca bu mesele, teoride bırakılmamış, pratiğe dökülerek içtimaî hayatın bir parçası hâline getirilmiştir.

84