İçeriğe geç

Şirkin zemini kaygandır, onda istikrar söz konusu değildir. O, birbiri ardına insanlığı kaostan kaosa sürükleyen feodalizmiyle, kapitalizmiyle, sosyalizmiyle ve komünizmiyle insanlığa acılar çektiren bir belâdır.

g. Davetimiz Tevhidedir

Biz, “Hz. Mesih’i veya Hz. Üzeyir’i ilâh edinmeyin, hahamlarınızı ve papazlarınızı Rab edinmeyin!” derken kendimiz de bu prensiplere âzamî ölçüde riayet etmeye çalışıyoruz.

Biz, “Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) ilâhtır veya Allah’ın oğludur.” demiyoruz ve yine biz, canımız kadar sevmemize rağmen Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’ye rablık isnat etmiyoruz.

Bir başkası kalkıp da onlara böyle bir isnat ve iftirada bulunursa, onların karşısına ilk dikilecek olan da bizleriz. Biz, bütün insanlarla aramızdaki bu fasl-ı müştereke riayet ediyoruz ve başkalarının da riayet edeceğini umuyoruz.

Ayrıca biz, “Allah’tan gayrı, bazımız bazımızı Rab edinmeyelim, putlaştırmayalım, ona müracaatı esas kabul etmeyelim; O affetmezse kimse affedilmez, O bağışlamazsa kimse bağışlanmaz, O elimizden tutmazsa, başkaları da biz de kurtulamayız.” diyor ve herkesi bu anlayışa çağırıyoruz.

Bununla beraber, ey muhatabımız olan sizler, eğer yüz çevirir, sırat-ı müstakîmi bırakırsanız ve aramızdaki fasl-ı müşterek olan Allah’a imandan ayrılırsanız, bize düşen, “Biz, Allah’a teslim olduk.”18 demekten ibaret olacaktır.

2. Hukuk Karşısında Eşitlik

Bütün insanlar hukuk karşısında eşittir. Bizim içtimaî yapımızın ana esaslarından biri de işte bu müsavat prensibidir. Hiçbir kimsenin diğer bir kimseye üstünlüğü söz konusu değildir. Üstünlük takva iledir. Ne var ki, o da hukuku tatbikte bir ayırıcı özellik olarak kabul edilemez.

83