İçeriğe geç

Bilmem ki, müsavat ve eşitlik anlayışını çerçeveleyen bundan daha muhtevalı bir ifade ve bir tablo bulmak mümkün mü? İslâm, “Üstünlük takva iledir.”60 diyor ve Allah Resûlü de hep bu prensibi tatbik ediyordu. Kaç kere O, insanlığın bu yöndeki eşitliğine dikkat çekmiş ve, “Ey Âdemoğulları! Hepiniz Âdem’densiniz. Âdem ise topraktandır.”61 buyurmuştu. Kur’ân da insanlara çeşitli âyetleriyle bu dersi vermiş ve “Sizi hor ve hakir bir sudan yaratmadık mı?”62 buyurmuştur. Evet, yaradılışlarına esas teşkil eden, işte şu bir damla sudur ve bu bir damla suda herkes müşterektir. Bu ise, âlemşümûl bir eşitlik ve müsavatı gerektirmektedir.

Bir başka âyette ise bu asıl, ‘süzme çamur’ olarak bildirilir ve “Andolsun ki, Biz insanı süzme bir çamurdan yarattık.”63 denilir. Ama meselenin mahiyeti değişmez; bu sefer de herkes ‘süzme çamur’ esasında birleşir.

h. Hakk’a Kul Olanlar Kula Kul Olmaz

Hiçbir kul diğer bir kuldan ona mâbut olacak kadar büyük olmadığı gibi, diğer kuldan ona kulluk yapacak kadar küçük ve zelil değildir. Mahlukat, Allah’ın mahluku olma noktasında müsavi ve birbirine eşittir.

Bugün yeryüzünde böyle bir anlayışın hâkim olması istenmektedir. Belli bir devrede ecdadımız bu anlayışın içtimaî hayata nasıl hâkim olacağını en küçük teferruatına kadar tatbik edip göstermiştir. Birkaç asırlık fasıladan sonra eğer bu anlayış tekrar hâkim olacaksa, o da yine bu milletle olacaktır.

97