Cibril’e, günlerdir ağzına bir şey koymadığını söyledi. Birden gök gürültüsü gibi bir ses duyuldu ve ardından da bir melek iniverdi. -Taberânî onun İsrafil (aleyhisselâm) olduğunu söyler.40– Cibril, Efendimiz’e, bu meleğin dünyaya ilk defa indiğini belirtir ve melek, Cenâb-ı Hak’tan selâm getirdiğiyle başlar söze: Allah (celle celâluhu) sormaktadır: “Melik bir peygamber mi, yoksa kul bir peygamber mi olmak istersin?”
Allah Resûlü, Cenâb-ı Hak’tan gelen bu teklif karşısında bir an mütehayyir kalır. Cibril’e bakar. Zira O, belli bir noktaya kadar Cibril’den mârifet dersi alıyordu. Hatta miraçta Efendimiz, Cibril’in Cenâb-ı Hakk’a kurbiyette takındığı tavra hayran olmuş ve bunu takdirle yâd etmişti.. evet, Cenâb-ı Hakk’ı Cibril gibi bir meleğin bildiği ölçüde bilmek -O müstesna- mümkün değildi. Cibril, Allah Resûlü’ne işaret edip şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resûlü! Rabbine karşı mütevazi ol!”41
Zaten bizzat Cenâb-ı Hak da Kur’ân diliyle Allah Resûlü’ne tevazuu emretmemiş miydi.? Evet, âyet: “Sana tâbi olanlara karşı tevazu kanatlarını indirebildiğin kadar indir!”42 demiş ve O’na en yüksek ufku göstermişti. Burada da aynı şey olmuş ve Allah Resûlü “tevazu” diyerek “Kul bir peygamber olmayı isterim.” buyurmuştu.
O, kulluğu tercih edince, Allah (celle celâluhu) da O’nun kulluğunu O’na baş tacı yaptı. Kur’ân, O’nu birçok yerde hep kulluğu ile anlattı.43 Müslümanlar da şehadet getirirken, O’nun Allah’ın kulu ve Resûlü olduğuna şahitlik ettiler.. evet, O, evvelâ Allah’ın kulu sonra da resûlüdür.
d. Kulluk O’nunla Büyümüştür
Dipnotlar
- 40 Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 12/348.
- 41 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/231; Heysemî, Mecmeu’z-zevâid 9/18-19.
- 42 Şûrâ sûresi, 26/215.
- 43 Bkz.: İsrâ sûresi, 17/1; Kehf sûresi, 18/1; Furkan sûresi, 25/1; Zümer sûresi, 39/36; Necm sûresi, 53/10; Hadid sûresi, 57/9.