Evet, bütün bunlar oldu ve olmaktadır. Her şeyden evvel sahabe, Allah Resûlü’ne karşı olabildiğine saygılı ve tazimkârdır. O ne zaman bir meclise girse, hemen ayağa kalkarlar, tabiî her defasında da Allah Resûlü’nün, “Acemlerin kendi büyüklerine ayağa kalktığı gibi ayağa kalkmayın!”47 ikazıyla karşılaşırlar.
O’nun huzurunda bulunurken sanki başlarında kuş varmış da onu uçurmamak için çok dikkatli davranır ve olabildiğine hassas hareket ederler.48 Çok kere edeplerinden dolayı Allah Resûlü’ne bir şey soramazlar; soramaz da “Ah, bir taşralı gelip bir soru sorsa da, Allah Resûlü’nün dudaklarından inciler saçılsa!” temennisinde bulunurlar.49 Fakat onların bu saygı ve tazimleri Allah Resûlü’nün tavırlarına hiç mi hiç tesir etmezdi. Zira O, dersini bizzat Cenâb-ı Hak’tan almıştı; edebi O’na Allah öğretmişti.50
f. Biz de Onlardan Biriyiz
Kur’ân, Efendimiz’in de içinde bulunduğu bütün insanlara şöyle hitap etmektedir: “Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler hâline getirdik ki, birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten en çok sakınan müttakilerinizdir. Allah Alîm’dir, Habîr’dir.”51
Allah insanı Âdem ile Havva’dan yaratmış; sonra da onları dil, renk ve şekil itibarıyla farklılaştırmıştır. Ama bunların hiçbirine bizatihi farklı bir pâye vermemiştir. Beyaz siyaha, siyah sarıya sadece renginden dolayı üstün değildir. Üstünlük takva iledir. Takva ise, âyât-ı tekvîniyeyi iyi okumak, onu Kur’ân perspektifinde değerlendirmek ve en iyi şekilde hayata tatbik etmek demektir. Ulûhiyet dairesine ait sırlar takva ile inkişaf eder; hakikî kulluk da ancak takva ile gerçekleşir. İşte Allah katında en değerli olmanın ölçüsü de budur.
Dipnotlar
- 47 Ebû Dâvûd, edep 152; İbn Mâce, dua 2; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 5/253.
- 48 Buhârî, cihad 37; Ebû Dâvûd, tıp 1.
- 49 Müslim, iman 10; sıyâm 1.
- 50 Münâvî, Feyzu’l-kadir 1/225.
- 51 Hucurât sûresi, 49/13.