G. Gelir Dağılımı
Buraya kadar iktisadî hayatın can damarı olan üretim ve üretimin bağlı olduğu özel mülkiyet, malın aktif olması, dengeli kalkınma gibi bazı esaslara ve üretimi harekete geçiren zekât ve meşru kazanç gibi motiflere kuş bakışı bakıp geçtik; meşru ve gayrimeşru gelir kaynaklarına da kısaca temas ettik. Şimdi de isterseniz kısaca üretimden elde edilen malın dağıtımı mevzuunu inceleyelim.
Dağıtım, tamamen üretimle alâkalı bir konudur. Esasen iktisadî terim ve tabirler arasında bir ilgi ağının bulunduğu malumdur. Ancak, üretim ve dağıtım arasındaki irtibat, diğerlerine kıyasla daha bir yakınlık arz etmektedir.
Dağıtımı iki ana esasa irca etmek mümkündür:
1. Üretim öncesi dağıtım
2. Üretim sonrası dağıtım
İslâm, her iki dağıtım esasına göre de adalet ve dengeye fevkalâde önem verir.
1. Âdil Dağıtım
Hak kavramına çok büyük önem veren İslâm, hakkı sahibine teslim için gerekli her türlü tedbiri almış bulunmaktadır. İslâm’daki faiz yasağının mantığını anlayabilmek için İslâm’ın hak kavramına ve hak konusu olan gelirin hak sahipleri arasında en ince ölçülerle paylaşılmasına verdiği önemi dikkate almak gerekmektedir. Evet, İslâm, emek, sermaye ve toprak faktörlerinin çeşitli oranlarda bir araya gelmesi ile yürütülen ekonomik faaliyetlerden doğan ürünün veya vuku bulan zararın bu faktörler arasında paylaşımı, yani gelir bölüşümü üzerinde önemle durmaktadır.
İslâm açısından hak sahibinin fakir, zengin, insan, hayvan, müslim, gayrimüslim olmasının çok fazla önemi yoktur. Hak kime aitse ona verilmelidir ve kimin hakkı çiğneniyorsa, buna da engel olunmalıdır.