Ey Safiye! Resûlullah’ın halası! Sen de nefsini satın al; senin namına da bir şey yapamam.
Ey Fatıma! Muhammed’in kızı! Sen de nefsini Allah’tan satın al. Zira senin namına da Allah katında bir şey yapamam.”53
Söze, yakınlık bakımından en uzak ve geniş daire olan Kureyş’ten başlar. Sonra Abdimenaf’a getirir. Ardından teker teker daha yakın fertlere seslenir.
Hz. Abbas ki, O’nun amcası ve aynı zamanda süt kardeşidir. Mekke fethine kadar bir mânâda Resûlullah’a çaşıtlık (casusluk) yapmıştır. Bu itibarla İslâm’ın ikbal dönemi açısından Hz. Abbas’ın yeri küçümsenemeyecek kadar büyüktür.
Hz. Ömer, Hz. Abbas’ı aşırı derecede severdi. Öyle ki, hilâfet günlerinden birinde yağmursuzluk ve kıtlık Medine’yi iyiden iyiye sarsmıştı. Hz. Ömer ihtimal bu musibeti -hâşâ- kendinden biliyordu. Bu da onun yüce faziletinin bir nişanesiydi. Aklına gelen bir fikirle evinden çıkıp, doğru Hz. Abbas’ın evine gitti. Kapıyı çaldı. Kendi boyuna yakın bu uzun boylu dev adamı elinden tuttu ve belli bir istikamete doğru sürüklemeye başladı.
Hz. Abbas, Ömer’in boş iş yapmayacağını çok iyi biliyordu. Onun için hiç itiraz etmeden Ömer’in ardınca yürüdü. Bir tepeye çıktılar ve Ömer, bir eliyle tuttuğu Hz. Abbas’ın elini havaya kaldırdı ve dua etti. Dudaklarından dökülen dua hakikaten yanıktı:
“Allahım!” diyordu Ömer, “Bu el, Senin Habibinin amcasının elidir. Bu el hürmetine bize yağmur ver!”
Daha eller yere inmeden, gökten şakır şakır yağmur iniyor ve Hz. Ömer ile Hz. Abbas evlerine sırılsıklam ıslanmış olarak dönüyorlardı.54
Dipnotlar
- 53 Buhârî, vesâyâ 11, menâkıb 13; Müslim, îmân 351.
- 54 Hâkim, el-Müstedrek 3/377; Ali el-Müttakî, Kenzü’l-ummâl 13/504.