İçeriğe geç
2. Bölüm

Birinci Bölüm İçtimaî Yapı

A. İÇTİMAÎ YAPININ TEMEL DİNAMİKLERİ

1. İçtimaî Yapı Akide ve Amel Üzerine Temellendirilmiştir

İslâm’ın içtimaî yapısı değerlendirilirken üzerinde durulması gereken en önemli hususlardan biri, onun hiçbir zaman sarsılamayacak şekilde sağlam bir akide ve amel üzerine oturtulmuş olmasıdır.

Meselenin bu yanı göz ardı edilerek yapılacak bütün tahliller, kanaatimizce daima eksik ve yarım kalacaktır. Zira, iman ve islâm rükünlerinin hayata hayat olmasında her birinin içtimaî yapı üzerinde kendine has bir önemi ve ağırlığı olsa da, birinin diğerinden daha önemli ve ağırlıklı olduğunu söylemek mümkün değildir.

Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahirete ve kadere iman eden bir toplum ile iman etmeyen bir toplum arasında anlayış, telakki ve yaşantı bakımından ne derece farklılıklar olacağı izahtan vârestedir. Ayrıca namaz, oruç, zekât, hac ve diğer amelî hususlarla mücehhez bir toplum ile bunlardan mahrum kalabalıkların birbirinden farklı oldukları açıktır. Bu itibarla bir kere daha tekrar etmeliyim ki, İslâm’ın içtimaî yapısı tamamen akide ve amele dayalıdır ve değerlendirmeler de bu esasa göre yapılmalıdır.

Ancak burada şunu da belirtmekte fayda var: İman ve İslâm’ın rükünlerinin içtimaî hayatla olan münasebetleri tamamen ayrı ve müstakil birer mevzudur. Dolayısıyla, bu uzun konuya şimdilik girmeyecek ve sadece İslâm’ın diğer sistemlerden farklı mütalâa edilmesi gerektiğini işaretleyip geçeceğiz.

İsterseniz, mealini vereceğimiz şu âyetle bu konuyu biraz daha açmaya çalışalım:

“Daha önce Medine’yi yurt edinen ve imana sarılanlar, kendilerine hicret edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden ötürü de içlerinde (olumsuz hiç) bir şey hissetmezler. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi (kardeşlerini) nefislerine tercih ederler.”1

2