Büyüklük adına kim hangi kriteri kullanırsa kullansın, büyük olarak karşımıza daima Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) çıkar. Karlayl (Carlyle), “Kahramanlar” kitabını yazdı ve bu kitabında O’nu, Kahramanlar Kahramanı yaptı. Bir başkası “Abkariyyat” (Dâhiler)’i yazdı, bu defa O’nun Dâhiler Dâhisi olduğunu haykırdı. Peygambere, dâhi, kahraman denir mi? Biz, peygambere ne dâhi, ne de kahraman deriz. Peygambere, hususî bazı meselelerin kahramanı denebilse de o, hiçbir kahraman, hiçbir dâhi ile kıyaslanamayacak, tartıya girmeyecek ölçüde beşerî normların üstünde, nev-i şahsına mahsus üstünlüğü olan biridir; o peygamberdir, resûldür.
Evet, bu konuda, başkalarının yaptığı, kullandıkları ölçüler bizi çok ilzam etmese de, büyüklük adına kim hangi kriteri kullanırsa kullansın, karşımıza daima büyük olarak Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) çıkacaktır. Hâl böyle iken, Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) hakkında uygunsuz, yakışıksız lâf edenlere: –âyetten iktibasla– فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ “Hak, gerçek bu iken, siz bu hâlinizle nereye gidiyorsunuz?”6 demek gerekmez mi? Evet, gelin, aklımızı başımıza alıp saygımızı, edebimizi koruyalım.
Netice Olarak
Dipnotlar
- 6 Tekvir sûresi, 81/26.