İçeriğe geç

Şimdi, günümüzdeki bir kısım müddeilerin, bütün bu çalışmaları, bu kıymet atfetmeleri ve bu gayretleri görmezlikten gelerek, İnsanlığın İftihar Tablosu’yla alâkalı –hâşâ– “Peygamber postacıydı.” mülâhazalarındaki saygısızlığı insaf dünyasının insafına havale ediyorum. Zira Allah bile peygamberine postacı dememiş, “resûl” demiştir. Allah, Kur’ân’ında O’nu anlatırken “Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, رَسُولَهُ Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O’dur.”1 şeklinde tazimkâr bir üslûp kullanır. Evet, Allah, elçisini Kendisine izafe etmiş ve O’nu hidayet ve hak dinle teyit buyurarak göndermiştir. Hiç kimsenin mazhar olmadığı bir vazife ile serfiraz kılınma ve onu hiç kimseye nasip olmayacak bir seviyede temsil etme O Kâmil Ruh’la gerçekleştirilmiştir ve O, çağın seviyesiz ulaklarına rağmen postacı değildir…

Her “hidayet”in içine mutlaka bir şeyler girmiş olabilir.. her elçilik vazifesine belli ölçüde de olsa –peygamberlik mânâsını değil, mesaj sunan insanları kastediyorum– mutlaka bir şeyler bulaşmış olabilir.. her mesaj içinde, şöyle-böyle o mesajı sunan elçinin aldığı kültürün tesiri bulunabilir. Peygamber mesajlarına gelince, onlar ötelerin saf, duru sesi-soluğudur ve biraz da ümmiyet unvanıyla, nebinin yabancı bilgilere kapalı olması sayesinde ruhuna üflenen mesajları kendine has dalga boyuyla bize intikal ettirir.. evet, vahyin içi işte bu kadar durudur. Zira, peygamberin dimağında vahyi bulandıracak hiçbir tortu yoktur. Bu da, peygamberdeki özelliği göstermektedir.

11