İçeriğe geç

O, öyle derin bir kulluk sergiliyor ki, dahası olmaz. O, ayakları şişinceye kadar ibadet etmesi karşısında, “Allah, senin, geçmiş ve gelecek günahlarını yarlıgamadı mı?” diyen Âişe Validemiz’e karşı, “Ben, beni böyle yapan Rabbime çok kulluk yapan, çok şükreden bir kul olmayayım mı?” şeklinde cevap veriyor ve kendine yakışan bir tavır sergiliyordu. Bûsîrî, bu önemli makamı ifade ederken diyor ki:

ظَلَمْتُ سُنَّةَ مَنْ اَحْيَا الظَّلَامَ إِلٰي
أَنِ اشْتَكَتْ قَدَمَاهُ الضُرَّ مِنْ وَرَمِ

“Ben, ayakları şişinceye kadar geceleri ibadetle ihya eden O Zât’ın sünnetine, onu terk etmek suretiyle zulmettim.”

“De ki (ey Habibim); eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin.”5 âyetinde “Allah’a uyun!” denmiyor. Çünkü Allah’a uymada bir hususiyet vardır. Allah’a uyma bazen bir kısım ıtlaklarla ifade edilir ki, onun takyidi Allah Resûlü vasıtasıyla yapılmıştır. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), Kur’ân-ı Kerim’in, yerinde mükemmel bir müfessiri ve yerinde de mükemmel bir yorumcusudur. Nasıl olmasın ki, Allah (celle celâluhu), O’na Kur’ân’ı vahyederken, âyetlerin yorumunu da beraber duyuruyordu. Sahabe, bazı âyetlerin neye delâlet ettiğini tam olarak anlayamadığından O’na soruyordu. O da, sorulan âyetleri onlara açıklıyordu ki, Kur’ân-ı Kerim’in üçte ikisi, belki az buçuk aklı eren insanın okuduğunda hemen anlayabileceği gibidir, ama üçte biri, mutlaka Allah Resûlü’nün açıklamasını gerektirmiş, O da bunları açıklamıştır. Eğer böyle fâik, en üst seviyede bir anlatma olmasaydı, bizler bir hayli yanlış anlama ve anlatmalar karşısında ihtimal hep şaşkınlık yaşayacaktık…

9. Büyüklük Kriterleri Karşısında Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)

17