İçeriğe geç
7. Bölüm

Kâbe Ve Di̇ğer Kudsî Mekânlar

Soru: Mekke-i Mükerreme, İslâm davasına beşiklik etmesi hasebiyle aradan asırlar geçmesine rağmen hâlâ kalblerin kendisi için attığı bir yerdir. Onun gibi yine diriliş hareketlerinde önemli fonksiyonlar eda etmeye namzet mekânlar için de benzer bir durum söz konusu mudur?

İslâm’a beşiklik etmiş, bir mahal, bir uğrak yeri olmuş ya da olacak şehirlerin, elbette kendilerine göre bir şerefi, bir değeri vardır. Ancak bu değer, hiçbir zaman Mekke’nin kudsiyeti ile mukayese edilemez. Zira Mekke, hususiyle kendi sınırları içindeki Kâbe ile ayrı bir değere ulaşır ki, buna komşuluk (mucaveret) kudsiyeti de denilebilir. Yoksa arzın merkezinden Sidretü’l-Müntehâ’ya uzanan bir amud-i nuranî (nurdan bir sütun) olan Kâbe ve Beytullah’ın değeri, hiçbir kudsiyetle mukayese edilemez.

Yine Mekke, Kâbe ile komşu olması vesilesiyle pek çok peygambere, onların hizmetlerinde beşiklik etmesi yönüyle de ayrı bir değer ifade eder. Tarihin de şehadetiyle, hemen her peygamberin, şöyle ya da böyle Kâbe ile bir çeşit irtibatı olmuştur. Ancak onlar, Kâbe ile olan bu irtibatlarının yanında, ikinci bir mekân daha tutmuş ve sanki Sidretü’l-Müntehâ’dan gelen her şey, bir prizmaya çarpıyor gibi Kâbe’ye çarpıp onunla irtibatlı olan bu gönüllere ışıklar hâlinde yansımıştır, onlar da bulundukları yerleri o nurla aydınlatmışlardır.

1