Peygamber, öyle muhteşem, öyle saf bir dimağa sahiptir ki, biz o dimağa, o akla fetanet-i uzmâ diyoruz ve fetanet-i uzmâ oluşunu, aklı akılla aşmışlık şeklinde yorumluyor ve onu bütün diğer büyüklüklerinin önünde görüyoruz. Büyük bir erkân-ı harp, iyi bir idareci, mükemmel bir aile reisi, insanlığı insanlığa yükselten eşsiz bir talim ve terbiyeci oluşunu da, yine O’nun böyle bir fetanet sahibi oluşuna bağlıyoruz. Aslında bu sahalardan her biri, o sahada başarılı bir insanın dâhi olması için yetip artacak hususlardır.
Ne var ki biz, peygambere, bütün bu hususiyetlerine rağmen “dâhi” demiyor, “peygamber aklı” olarak da isimlendirebileceğimiz bir mefhumu, dünya kadar meselenin ortasında, Allah vergisi, saf, dupduru, vahiy veya ilhamı, onların herhangi bir yanını kırmadan, bükmeden, olduğu gibi aksettiren “fetanet-i uzmâ” sahibi diyoruz.. evet, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), her şeyi dupduru aksettiren bir insandır. Onun için, ne sunduğu risalete, ne de getirdiği hidayete, gönderenin muradına muhalif hiçbir şey karışmamıştır. Konuyla alâkalı, yukarıda mealini arz ettiğimiz âyetin devamında Allah Teâlâ, şöyle buyurur: “Şahit olarak Allah yeter.”2
6. Efendimiz’e Saygı
Allah Teâlâ’nın bile O’nun risaletini, o risaleti yüklenen şahsını tazimle anıp, ismini peygamberlikle beraber, ilâhî mesajla gelmiş büyüklerden bir büyük olarak zikrettiği bir insanı, sıradan bir insandan bahseder gibi “Muhammed.. Mustafa” diye anlatan biri, dünyada seçilse seçilse, terbiyesizler kralı seçilir…
Dipnotlar
- 2 Fetih sûresi, 48/28.