Şimdi de isterseniz ahiretle alâkalı bilgilerin yakînîlik arz edip etmediğini inceleyelim: Mesela, herkes tarafından yakînen bilinen meselelerden biri sayılan “hayat” muammasını ele alacak olursak, beşerî imkânlarla hayat hâsıl etmeye imkân ve ihtimal yoktur. Ancak, Allah (celle celâluhu) dilerse, herhangi bir canlı yapmaya beşeri de muvaffak kılabilir. Böyle bir şeye “Mümkün değildir.” denilemez. Zira mümkün olmasa canlı olmaz. Vâkıa, beşer eliyle bir canlının meydana gelmesi bugün için pek mümkün görünmemektedir. Ama yukarıda da ifade edildiği gibi, şayet Allah (celle celâluhu) dilerse, kerametvâri onların azim ve gayretleri vasıtasıyla da yaratır ve yaratmıştır da. Nitekim O (celle celâluhu), Hazreti Mesih’in eliyle ölüleri diriltmiş, bugün için tedavisi imkânsız gibi görünen en onulmaz hastalıkları tedavi etmiş ve anadan doğma körlerin gözünü açmıştır.[32]
Binaenaleyh bugün yakînî görünmeyen çok şeyin gelecekte yakînî birer bilgi hâline gelmesi ihtimal dâhilindedir. Mesela daha evvelki devirlerde, insanların zihinlerinde cansız şeylerin canlı ve hayattar şeylere medar olup olamayacağı şüphe ve tereddüt konusuydu. Günümüzde ilim ve teknolojinin gelişmesiyle dün için şüphe ve tereddüt mevzuu olan pek çok husus, bugün artık söz konusu değildir. Zira ilim ve teknoloji, havadaki zerrelerin titreşimlerinin sesleri intikal ettirdikleri ve her bir zerrenin âdeta Eflatun şuuruyla bu ağır vazifeyi îfâ ettiğini yakînî bir surette ispatlamış bulunmaktadır.