“Rızık”, lügat itibarıyla haz, nasip, pay; ıstılahî mânâsı açısından ise Cenab-ı Hakk’ın canlılara faydalanmaları için ihsan ve lütfettiği her şey mânâsına gelmektedir. Ehl-i Sünnet’e göre, rızkın ıstılahî mânâsı, lügat mânâsıyla aynıdır. Ancak, Mutezile, haramın rızık olmadığı kanaatindedir. Mutezile’nin bu kanaati, Ehl-i Sünnet akidesine ters olduğu gibi, kâinatta câri olan kanunlara da aykırıdır. Binaenaleyh yukarıda da ifade edildiği gibi rızık, bütün canlılara faydalanmaları üzere bahşedilen nesne veya nesneler olduğu için, bu anlamdaki rızka, hayvanların, hatta ağaçların istifade ettiği şeylerin hepsi dâhildir. Hâlbuki hayvanlar için helâl ve haram meselesi söz konusu değildir. Eğer harama “rızık değildir” denilecek olursa, bu takdirde “Mütemadiyen haram yiyen kimseler, hiç rızık yemiyorlar.” türünden gayr-i makûl bir hüküm ortaya çıkar. Buna mukabil Ehl-i Sünnet, rızkı, “helâl rızık-haram rızık” şeklinde ikiye ayırır.
Ayrıca rızık, zevce ve çocuk gibi nimetleri de içine alan şümullü bir mânâ ifade etmektedir. Nitekim Kur’ân-ı Kerim, huri, gılmân ve evlat gibi nimetlerin verilişini birer rızık olarak anlatmaktadır. Bundan da anlaşılmaktadır ki, rızık sadece mala has olmayıp canlıların istifade ettikleri her şeyi ihtiva etmektedir.