Kur’ân-ı Kerim’de, sulh ü sükûnun teminatı sayılan kuralların yanında yol kesen, anarşi ve teröre sebep olan insanlara karşı takınılması gereken tavırlar, cezaî müeyyideler, hadler, kısaslar vs.. ile ilgili ayetler de vardır. Bu müeyyidelerden hareketle Hz. Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali efendilerimiz, Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılagelen birçok tarihî uygulamadan bahsetmek mümkündür. Fakat biz o uygulamaları bağlı olduğu tarihî çizgiden kopararak değerlendirmeye kalkacak olursak yanlış kanaatlere varırız. O hâlde siyak-sibak münasebeti içinde o hâdiselere bakmak ve her şeyi öylece değerlendirmek şarttır. Evet, diyebiliriz ki, İslâm’da sulh, sevgi, af, müsamaha esastır; sair şeyler ise arızîdir.
2