İçeriğe geç
28. Bölüm

Kutbu’l-i̇rşad

Soru: Kutbu’l-irşad ne demektir. Bu hususta bilgi verir misiniz?

Kutbu’l-irşad, tasavvuf erbabınca kullanılan bir terimdir.. ve seyr u sülûk yoluyla ulaşılan belli bir mesafeden sonra, belli bir makamı ihraz eden insana verilen isimdir.

Bir benzetme ile meseleye daha da açıklık kazandırabiliriz: Kâbe, yeryüzünde Sidretü’l-Müntehâ’nın izdüşümüdür. Yani onun, asliyete göre zılliyet, külliyete göre cüz’iyet ölçüsünde bir uzantısıdır. Bu iki hakikat, aslında bir vâhidin iki yüzünden ibarettir. Şu kadar ki, birinin zâhirî, haricî varlığı bu âlemde; diğerininki ise şehadet âlemi haricindedir. Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) ise, -ki buna, “Hakikat-i Ahmediye” (sallallâhu aleyhi ve sellem) demek daha uygundur- hakikat-i Kâbe’nin yeryüzündeki eşi ve ikizidir. Bu ikisi -tabir caizse- aynı dölyatağında birlikte bulunmuş ve tev’em (ikiz) yaratılmış varlıklardır.

Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) dâr-ı bekâya irtihal edince, onu bu dünyada temsil eden de Allah ile irtibatları kavi büyük insanlardır. Onlar, mazhariyetleri ve misyonlarıyla, bir bakıma yeryüzünde âdeta Kâbe konumundadırlar. Ehl-i tahkikin beyanına göre, bazen onlar Kâbe’nin etrafında, bazen de Kâbe onların etrafında döner. İşte böylesi kişilere Allah’ın matmah-ı nazarı anlamında “Kutub” adı verilir. Bu kişiler bulundukları mekânda, her zaman mevcudiyetlerini hissettiren, şeytanların uykularını kaçıran, bir kısım insanların vehimlerini izale eden, toprağın kuvve-i inbatiyesi gibi kudsî bir güce sahiptirler. Yine bunlar, hep tazarru ve naz u niyaz makamında bulunmaktadırlar. Allah böylelerinin bakışları ile kâinata bakar, merhamet veya gadap eder.

1