İli̇m – Amel Münasebeti̇
Tarih boyunca hakkında birçok kitabın yazıldığı bir meseleyi, bir sohbet çerçevesi içinde detaylı olarak anlatmak mümkün değildir. Fakat aklıma gelen iki âyetin sınırları dahilinde sorunuzu cevaplamaya çalışayım: Kur’ân; “Kendilerine Tevrat yüklenip de sonra onu taşımayan (onun buyruklarını tutmayan)ların durumu, kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini yalanlayanların durumu ne kötüdür. Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.”1 ve “…Onun durumu, tıpkı şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, onu bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu kıssayı anlat, belki düşünür (öğüt alır)lar!”2 buyurmaktadır.
Dikkatlice mütalâa edildiği takdirde görüleceği gibi, Kur’ân-ı Kerim, ilk âyet-i kerimede, elde ettiği bilgileri hayatına yansıtmayan kişileri bir teşbih ile ele alıp nazarlarımıza sunmaktadır. Onları “yük taşıyan eşeğe” benzetmesi ise, bu tür şahısların durumlarının belki de ancak böyle ifade edilebileceğinden dolayıdır. Çünkü insan bildiği şeyleri, pratiğe döküp ferdî ve içtimaî hayatta kullanmadığı zaman, o bilgi, sahibi için taşınmaz bir yük hâline gelir.
Dipnotlar
- 1 Cuma sûresi, 62/5.
- 2 A’raf sûresi, 7/176.