İçeriğe geç
2. Bölüm

Sevi̇yeli̇ İnsanın Vasıfları

Soru: Güzel vasıfları fıtratımıza mâl etme hususunda nasıl bir yol izlemeliyiz?

İster ahlâk-ı âliye, ister ibadet hayatımıza ait hususlarda ciddiyet ve vakar, temkin ve itminan insanı olmamız ve bu vasıfları fıtratımızın bir buudu hâline getirerek benliğimizle bütünleştirmemiz şarttır. Ne var ki, bunu elde edebilmek ve bu seviyeye çıkabilmek, çıktıktan sonra da onu koruyabilmek oldukça zordur.

Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu vasıfları fıtratımızın bir buudu hâline getirmek için bizlere yol gösterme istikametinde buyuruyorlar ki: “Bu Kur’ân hüzünle inmiştir. Onu okurken ağlayın. Şayet ağlayamıyor iseniz, kendinizi ağlamaya zorlayın.” Yani Kur’ân’ı huzur-u kalb ile ve itminan-ı nefisle okuyun. Bu tespitten hareketle, yukarıda bahis mevzuu edilen vasıfları kazanmada önce sun’î adımlar atabilirsiniz. Yalnız bu meselenin derinliğine vâkıf olmayan insanlar tarafından tenkit edilebilir. Ancak sizler O’na ulaşmak için çıktığınız bu yolda, böylesi şeylere takılıp kalmamalısınız.

Ahlâk-ı âliye adına zikredegeldiğimiz düşünceler içinde bazı misaller vererek mevzuu biraz daha açmaya çalışalım. Az konuşma, güzel ahlâka ait prensiplerin -zannediyorum- başında gelir. Efendimiz’in beyanına göre çok konuşanın çok sakatatı olur. İşte bu çok sakatat da hiç farkına varılmadık şekilde insanı Cehennem’e götürür. Onun için Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), kendisine soru sorulmadan ya da bir maslahat gözetmeden asla konuşmazdı. O’ndan bu dersi alan sahabe-i izâm hazerâtı da hep aynı şekilde hareket ederdi.

1