İçeriğe geç
5. Bölüm

Muhammedî Ruh Ve Mânâ İçi̇nde Di̇yalog

Soru: Türkiye’de farklı kesimlerdeki insanlara karşı Müslümanlık adına yapacağımız diyaloglarda tavrımız nasıl olmalıdır?

Aslında bu soruya bir tek cümleyle cevap vermem istenseydi “Kendi esnekliği içinde Muhammedî ruh ve mânâya sahip olmalıyız.” derdim. Ben yine de öyle demiş olayım; sonra anlatılan şeyler de onun açıklaması olsun.

Kur’ân ve Sünnet’e bu açıdan bakınca, her zaman konuyla alâkalı birçok âyet ve hadis bulmak mümkündür. Evet bir insan kendini az zorlayarak ve biraz dikkatlice Kur’ân âyetlerine göz gezdirebilse, konuya esas teşkil edebilecek onlarca âyet bulabilir. Şahsen ben iddiayı sevmem.. yarım yamalak da bir hafızlığım var.. buna rağmen müsamaha, af, diyalog ve herkese bağrını açma ile alâkalı onlarca âyeti peşi peşine okuyabilirim. İşte bu husus İslâm dininin herkesi kucaklayıcı bir yanını yani evrenselliğini göstermektedir.

Kaldı ki; “İslâm” ismi, kökeni itibarıyla silmi, teslimi, emniyeti, güveni ifade etmiyor mu? Öyle ise bunları tebliğ ve temsil etmeden hakikî Müslüman olmamız mümkün değildir. Evet, İslâm isminin mânâları altında herkesi kucaklama, herkese ve her şeye sevgi esası ile yaklaşma vardır. Ama onu bu espri ile ele almaz ve öyle değerlendirmezsek, o zaman ne İslâm’ı anlamış ne de onun tebliğ ve temsilini yapabilmiş sayılırız.

1