İçeriğe geç

İşte şu ayet gösteriyor ki, kılıç kuşanmış ve cihadla vazifeli bir peygamber gelecektir. “Kadîb-i hadîd”, “kılıç” demektir. Fetih sûresinin sonundaki,

وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنْجِيلِۗۛف كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُـوقِه۪ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ

ayeti, ümmetinin de onun gibi kılıç kuşanmış, yani cihadla vazifeli olacağını, İncil’in bu ve başka ayetlerine işaret edip bildiriyor. Muhammed aleyhissalâtü vesselam’ın kılıç kuşanmış ve cihadla vazifeli olduğunu İncil ile beraber ilan ediyor.

• Tevrat’ın beşinci kitabının otuz üçüncü bâbında şu ayet var: “Hak Teâlâ, Sînâ Dağı’nda yönelip Sâîr’den bize tecelli etti ve Fârân Dağları’nda göründü.”

İşte şu ayet, nasıl ki Cenâb-ı Hakk’ın “Sînâ Dağı’nda yönelmesi” ifadesiyle Hazreti Musa’nın peygamberliğini ve Şam Dağları’ndan ibaret olan “Sâîr’den tecelli etmesi” beyanıyla Hazreti İsa’nın peygamberliğini haber verir. Aynen öyle de, Hak Teâlâ’nın, Hicaz Dağları’ndan ibaret olduğunda ittifak edilen “Fârân Dağları’ndan görünmesi” sözüyle elbette, zorunlu olarak, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğini haber veriyor.

• Yine Tevrat’ta, Fetih sûresinin sonundaki ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِ hükmünü tasdik ve Fârân Dağları’ndan çıkacak Peygamber’in sahabileri hakkında şu ayet var: “Kutsîlerin bayrakları beraberlerindedir. Ve onun sağındadır.” Tevrat, onları “kutsîler” diye vasıflandırır. Yani, “Onun sahabileri kutsî, salih velilerdir.” mânâsını ifade eder.

• Eş’ıyâ Peygamber’in kitabının kırk ikinci bâbında şu ayet vardır: “Hak Sübhânehû, ahirzamanda, seçilmiş, seçkin kulunu gönderecek

223