Eğer denilse: “Sahabiler, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) her hal ve hareketini kusursuz bir dikkat ve hassasiyetle kaydederek aktarmışlar. Böyle büyük mucizeler, neden on, yirmi kanaldan geliyor? Yüz kanaldan gelmeliydi. Hem neden Hazreti Enes, Câbir ve Ebû Hureyre’den çok geliyor; Hazreti Ebûbekir ve Hazreti Ömer az rivayet etmiş?”
Cevap: Birinci şıkkın cevabı, Dördüncü İşaret’in Üçüncü Esas’ında verilmiştir. İkinci şıkkın cevabı ise şudur:
Nasıl ki insan bir ilaca muhtaç olsa doktora gider; hendese için mühendise gider, mühendisten nakleder; şer’i bir mesele müftüden öğrenilir ve bunun gibi... Aynen öyle de, sahabe içinde, Resûl-u Ekrem’in hadislerini gelecek asırlara ders vermek için, sahabenin âlimlerinden bir kısmı mânen bu işle vazifeliydi, bütün kuvvetleriyle ona çalışıyorlardı. Evet, Hazreti Ebû Hureyre bütün hayatını hadisleri muhafaza etmeye vermişti. Hazreti Ömer siyaset âlemiyle ve büyük halifelik vazifesiyle meşguldü. Onun için hadisleri ümmete ders vermek için Ebû Hureyre, Enes ve Câbir gibi zâtlara güvenip az rivayet ederdi. Hem madem doğru sözlü, dosdoğru, sadık ve bütün bu hususiyetleri tasdik edilmiş meşhur bir sahabi bir hadiseyi bir rivayetle haber verse, yeter denilir, başkasının nakline ihtiyaç da kalmaz. Onun için bazı mühim hadiseler iki-üç rivayetle geliyor.
On Birinci İşaret
Nasıl ki Onuncu İşaret, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) ağaçlarla ilgili mucizelerini gösterdi. On Birinci İşaret de cansız varlıklardan taşların ve dağların Hazreti Peygamber’in mucizelerini gösterdiğini bildirecek. İşte bunun çok sayıdaki misalinden yedi-sekiz tanesini söyleyeceğiz.
Birinci Misal: Mağrip’in büyük âlimi Hazreti Kadı Iyâz, Şifâ-yı Şerîf’inde yüksek bir senetle ve Buhârî gibi mühim imamlardan sahih nakille haber veriyor: Hazreti Peygamber’in hizmetkârı Hazreti İbni Mes’ud diyor ki, “Biz Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) yanında yemek yerken, yemeğin tesbihlerini işitiyorduk.”
Dipnotlar
- Hendese: Geometri.
- Buhârî, ilim 42, menâkıb 28; Müslim, fezâilü’s-sahâbe 159.
- Buhârî, menâkıb 25; Tirmizî, menâkıb 6; Dârimî, mukaddime 5.