çıkmış. Hazreti Sa’d, İslam ordusunun başına geçti, İran devletini yerle bir etti ve birçok kavmin İslam dairesine girmesine, hidayete ermesine vesile oldu.
Hem kesin ve sahih rivayetle, Resûl-u Ekrem, imana giren Habeş Meliki Necâşî hicretin yedinci senesinde vefat ettiği gün bunu ashabına bildirmiş, hatta cenaze namazını kılmış. Bir hafta sonra, Necâşî’nin aynı gün vefat ettiğine dair haber gelmiş.
Yine kesin ve sahih nakille, dört seçkin dostu olan Raşit Halifelerle beraber Uhud veya Hira Dağı’ndayken dağ titremiş, sarsılmış. Resûl-u Ekrem dağa buyurmuş ki:اُثْبُتْ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ نَبِيٌّ وَصِدِّيقٌ وَشَهِيدَانِ Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali’nin şehit olacaklarını haber vermiş, haber verdiği gibi çıkmış.
Şimdi, ey bahtsız, kalbsiz, biçare adam! “Muhammed-i Arabî akıllı bir adamdı.” deyip o hakikat güneşine karşı gözünü yuman zavallı insan! On beş çeşit küllî mucizesinden sadece bir bölümü olan gayba dair haberlerin on beş, belki yüz kısmından birini işittin. Manevî tevatür derecesinde kesin olan bir kısmını duydun. Gayba dair şu haberlerin yüzde birini akıl gözüyle gören bir zâta, ferasetiyle geleceği keşfettiği için “büyük dâhi” denir. Bundan dolayı –haydi senin gibi dâhi desek– en büyük yüz dâhinin derecesinde kutsî bir dehâya sahip bir adam yanlış görür mü? Yanlış haber vermeye tenezzül eder mi? Böyle yüz derece büyük bir dehâya sahip bir zâtın iki cihan saadetine dair sözlerini dinlememek, elbette yüz derece divaneliğin alâmetidir.
Altıncı Nükteli İşaret
Kesin ve sahih nakille, Resûl-u Ekrem, Hazreti Fâtıma’ya (radiyallâhu anhâ) buyurmuş ki: أَنْتِ أَوَّلُ أَهْلِ بَيْتِي لُحُوقًا بِي yani “Âl-i Beyt’imden, herkesten önce vefat edip bana kavuşacaksın.” Altı ay sonra, aynen haber verdiği gibi gerçekleşmiş.
Dipnotlar
- Bkz. Buhârî, cenâiz 61; Müslim, cenâiz 62-64.
- “Sakin ol! Zira senin üzerinde bir nebi, bir sıddık ve iki tane de şehit bulunuyor.” (Uhud: Buhârî, fezâilü ashâb 5, 7; Tirmizî, menâkıb 18. Hira: Müslim, fezâilü’ssahâbe 50; Tirmizî, menâkıb 18.)
- es-Suyûtî, ed-Dürru’l-Mensûr 8/660. Ayrıca bkz. Buhârî, menâkıb 25; Müslim, fezâilu’s-sahâbe 99.