İçeriğe geç

o put yere düştü. Putun yüzüne işaret ettiyse put arkaya, arkasına işaret ettiyse yüz üstü düştü ve böylece hepsi yere yuvarlandı.

Sekizinci Misal: Meşhur Rahip Bahîra’nın meşhur kıssasıdır. Peygamberliğinden evvel Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam), amcası Ebû Talip ve bir kısım Kureyşli ile beraber Şam tarafına ticarete gidiyordu. Rahip Bahîra’nın kilisesi civarına geldikleri vakit oturdular. İnsanlarla görüşmeyen münzevi rahip birden çıkageldi. Kafilenin içinde Muhammedü’l-Emîn’i (aleyhissalâtü vesselam) gördü. Kafileye şöyle dedi: “Bu, Âlemlerin Efendisi’dir ve peygamber olacaktır.” Kureyşliler dedi ki: “Nereden biliyorsun?” Mübarek rahip cevap verdi: “Siz gelirken baktım ki, havada, üstünüzde bir parça bulut var. Siz otururken bulut Muhammedü’l-Emîn’in (aleyhissalâtü vesselam) tarafına meyletti, gölge yaptı. Hem taşlar ve ağaç ona secde ediyor gibi bir vaziyet gördüm. Bu ancak nebilere yapılır.”

İşte bu sekiz misal gibi belki seksen hadise var. Bu sekiz misal birleştirilse öyle kopmaz bir zincir olur ki, hiçbir şüphe onu koparamaz ve sarsamaz. Şu çeşit mucizeler, yani cansız cisimlerin peygamberlik davasına delil olarak konuşmaları, çoğunlukla manevî tevatür hükmünde, şüphe edilmeyecek bir kesinliği ifade eder. Her bir misal, o mucizelerin tamamından, kendi kuvvetinin üstünde bir güç alır. Evet, zayıf bir direk, kuvvetli direklerle omuz omuza geldiği vakit sağlamlaşır. Zayıf, kuvvetsiz bir adam, asker olup orduya girse öyle bir kuvvet kazanır ki, bin adama meydan okuyabilir.

On İkinci İşaret

On Birinci İşaret’le alâkalı olan gayet mühim üç misaldir.

Birinci Misal:وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمٰى ayeti, kesin hükmüyle, hakikati araştırıp delilleriyle bilen bütün tefsircilerin tahkikiyle ve bütün hadis âlimlerinin bildirmesiyle, Bedir Savaşı hakkında şunu haber veriyor:

Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) bir avuç toprakla küçük taşları aldı, kâfir ordusuna doğru attı,شَاهَتِ الْوُجُوهُ dedi. شَاهَتِ الْوُجُوهُ ifadesi

179