İçeriğe geç

Resûlü’nün sözünü doğru çıkarmak için vazifesine, seyahatine bir saat ara vermiş ve bunu güneşin durması şeklinde göstermiştir.

İşte Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) bir tek sözünü doğrulamak için koca dünya vazifesini terk eder, koca güneş ona şahit olur. Böyle bir zâtı tasdik etmeyenin ve onun emrini yerine getirmeyenin ne derece bahtsız; onu tasdik edip emrine سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا diyenlerin ne kadar bahtiyar olduğunu anla, اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَى الْإِيمَانِ وَالْإِسْلَامِ de.

On Sekizinci İşaret

Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) en büyük, ebedî, yüzlerce peygamberlik delilini içeren ve kırk yönden mucizeliği ispat edilmiş bir mucizesi de Kur’an-ı Hakîm’dir. İşte şu en büyük mucizeye dair Yirmi Beşinci Söz, yaklaşık yüz elli sayfada, onun kırk mucizelik yönünü özetle beyan ve ispat etmiştir. Öyleyse mucizeler kaynağı olan şu büyük mucizeyi o Söz’e havale ederek yalnız iki-üç nükteyi bildireceğiz.

Birinci Nükte

Eğer denilse: “Kur’an’ın mucizeliği belâgatindedir. Her insan

tabakasının, o mucizeden hisse almaya hakkı var. Halbuki Kur’an’ın belâgatindeki mucizeliği bin muhakkik âlimden bile ancak biri anlayabilir.”

Cevap: Kur’an-ı Hakîm’in her tabakaya karşı bir çeşit mucizeliği vardır ve bunu bir tarzda hissettirir.

• Mesela, dili kusursuz, güzel ve akıcı bir şekilde kullanan belâgat

ve fesâhat sahiplerine karşı, belâgatindeki harikulâde mucizeliği gösterir.

• Şair ve hatiplerin tabakasına karşı garip, güzel, yüksek, eşsiz

üslûbunun mucizeliğini bildirir. O üslûp herkesin hoşuna gittiği

240