Yirmi Dördüncü Mektup
بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
وَيَفْعَلُ اللّٰهُ مَا يَشٓاءُ، إِنَّ اللّٰهَ يَحْكُمُ مَا يُرِيدُ
Soru: Cenâb-ı Hakk’ın yüce isimlerinden Rahîm, Hakîm ve
Vedûd’un gerektirdiği şefkatli terbiye, fayda ve hikmet gözeten idare ve muhabbet içeren lütuflar; dehşet ve korku veren ölümle, hiçlikle, yokluk ve ayrılıkla, musibet ve zorluklarla nasıl ve ne şekilde bağdaşır? Haydi, insan ebedî saadete gittiği için ölüm yolundan geçmesini hoş görelim. Fakat bu nazik ve nazenin canlı ağaç ve bitki türlerinin, çiçeklerin.. varlığa lâyık, hayata âşık ve bekâya çok arzulu hayvan cinslerinin sürekli, hiçbiri dışarıda bırakılmadan yok edilmesinde.. göz açtırmadan, gayet süratle idamlarında.. nefes aldırmadan, zahmetle çalıştırılmalarında.. hiçbiri rahat vaziyette bırakılmadan musibetlerle halden hale sokulmalarında.. hiçbiri dışarıda tutulmadan öldürülmelerinde.. hiçbiri dünyada durmayıp yok olmalarında.. ve hiçbiri bundan memnun değilken dünyadan ayrılmalarında nasıl bir şefkat ve merhamet var? Bunda hangi hikmet ve fayda bulunur, bu hangi lütfa ve merhamete sığar?
Cevap: Bu sorunun cevabı olan çok geniş, derin, yüksek ve yüce hakikate, sebep ve hikmetlerini gösteren Beş Remiz ve gayelerini, faydalarını bildiren Beş İşaret ile uzaktan uzağa baktırmaya çalışacağız.
Dipnotlar
- “Allah her ne dilerse onu yapar.” (İbrahim sûresi, 14/27)
- “…Allah dilediği şekilde hükmeder.” (Mâide sûresi, 5/1)