veya onlara bildirilir. Demek Resûl-u Ekrem, “Hâtemü’l-enbiyâ” ve “Âlemlerin Rabbinin elçisi”dir. Ve onun peygamberliğinin, bütün peygamberlerin üstünde bir kuşatıcılığı vardır.
On Altıncı İşaret
Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) gönderilmesinden önce, fakat onunla alâkalı olarak meydana gelen ve “irhâsât” denilen harikalar da onun peygamberliğine delildir. Bunlar da üç kısımdır.
Birinci Kısım
Kur’an’ın açık ve kesin hükmüyle, Tevrat, İncil, Zebur ve peygamberlere indirilen suhufun, Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) dair verdiği haberlerdir.
Evet, madem o kitaplar semavîdir ve madem sahipleri peygamberdir. Elbette ve herhalde, onların dinlerinin hükmünü kaldırıp kendi dininin hükmünü koyacak, kâinatın şeklini değiştirecek ve yeryüzünün yarısını getirdiği nurla ışıklandıracak bir zâttan bahsetmeleri, zaruri ve kesindir. Küçük hadiseleri haber veren o kitapların, insanlığın en büyük hadisesi olan, Hazreti Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamber olarak gönderilişini haber vermemesi mümkün müdür?
İşte, madem açıkça haber verecekler; herhalde onu ya dinlerini zarar görmekten ve kitaplarını hükümsüz hale gelmekten kurtarmak için yalanlayacaklar ya da o hakikatli zât ile dinlerini hurafelerden ve tahriften kurtarmak için tasdik edeceklerdir. Halbuki dost ve düşmanın ittifakıyla, hiçbir semavî kitapta Hazreti Peygamber’i yalanlama emaresi yoktur. Öyleyse tasdik vardır. Madem mutlak bir şekilde tasdik vardır. Ve madem bu tasdiki gerektiren kesin ve esaslı bir sebep mevcuttur. Biz de şu tasdikin varlığını üç kesin delille ispat edeceğiz.
Birinci Delil: Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam), Kur’an’ın lisanıyla o dinlerin mensuplarına der ki: “Kitaplarınızda beni doğrulayan sözler ve vasıflarım vardır. Söylediğim şeylerde kitaplarınız beni tasdik ediyor.”
Dipnotlar
- Hâtemü’l-enbiyâ: Peygamberlerin mührü, sonuncusu.