İçeriğe geç

Mucizât-ı Ahmediye

(aleyhissalâtü vesselam)

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ، وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪

بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

هُوَ الَّذِۤي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّه۪

وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَهِيدًا۝مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ... الخ

Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğine dair On Dokuzuncu Söz ile Otuz Birinci Söz, onun nebi olduğunu kesin delillerle ispatladığından, işin ispat kısmını o risalelere havale edip yalnız onları tamamlayan bir ilave olarak, on dokuz “nükteli işaret” ile şu büyük hakikatin bazı parıltılarını göstereceğiz.

Birinci Nükteli İşaret

Şu kâinatın sahibi ve her şeyin tasarrufunu elinde bulunduran Zât, elbette her şeyi bilerek yapıyor, hikmetle idare ediyor, her tarafı görerek çekip çeviriyor, her şeyi bilerek, görerek terbiye ediyor ve her şeyde şahit olunan hikmetleri, gayeleri, faydaları iradesiyle hükmü altında tutuyor.

Madem yapan bilir, elbette bilen konuşur… Madem konuşacak, elbette şuur ve akıl sahipleriyle, konuşmayı bilenlerle konuşacak…

118