bir şüphe düşürmesinler ve verdikleri haberler vahye benzemesin. Evet, Resûl-u Ekrem’in peygamber olarak gönderilmesinden önce kâhinlik çoktu. Kur’an, indirilince buna son verdi. Hatta çok sayıdaki kâhin imana geldi. Çünkü cinlerden olan habercilerini bir daha bulamadılar. Demek, Kur’an onu bitirmişti. İşte eski zaman kâhinleri gibi şimdi de medyumlar suretinde yine bir çeşit kâhinlik, Avrupa’da ispritizmacıların içinde baş göstermiş. Her neyse...
Kısacası: Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğinden önce onu tasdik ettiren ve eden pek çok hadise ve zât ortaya çıkmıştır.
Evet, dünyaya mânen reis olacak, onun manevî şeklini değiştirecek, onu ahirete tarla yapacak, varlıkların kıymetini ilan edecek, cinlere ve insanlara ebedî saadete giden yolu gösterecek, fâni cin ve insanları ebediyen yok olmaktan kurtaracak, dünyanın yaratılış hikmetini, anlaşılması zor tılsımını ve muammasını çözecek, kâinatın Hâlık’ının maksatlarını bilecek ve bildirecek ve o Yaratıcıyı tanıyıp herkese tanıtacak bir zât, elbette daha gelmeden her şey, her varlık cinsi ve topluluğu onun gelişine sevinecek, gelmesini bekleyecek, onu güzelce karşılayacak ve alkışlayacaktır ve bunlar Hâlık’ı tarafından bildirilirse o zât da bildirecektir. Zira önceki işaretlerde ve misallerde gördük ki, her bir varlık türü onu güzelce karşılar gibi mucizelerini gösteriyor, mucizelerin diliyle peygamberliğini tasdik ediyor.
On Yedinci İşaret
Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) Kur’an’dan sonra en büyük mucizesi kendi zâtıdır. Yani onda bir araya gelmiş yüce ahlâk
Dipnotlar
- Cin sûresi, 72/1, 8, 9; Buhârî, ezân 105, tefsîru sûre (72) 1; Müslim, salât 149.
- Haşiye: Evet Sultan-ı Levlâke Levlâk, öyle bir reistir ki, saltanatı bin üç yüz elli senedir devam ediyor. Birinci asırdan sonra her bir asırda en az üç yüz elli milyon tebaası ve raiyeti vardır. Yeryüzünün yarısını bayrağı altına almıştır ve tebaası tam bir teslimiyetle ona her gün salât ü selam ile bağlılığını yenileyerek emirlerine itaat eder.
- “Dünya, ahiretin tarlasıdır.” mânâsındaki hadis için bkz. el-Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d- Dîn 4/19; es-Sehâvî, el-Makâsıdü’l-Hasene s. 497; Aliyyülkârî, el-Esrâru’l-Merfûa s. 205.