السَّيِّئَةَ وَلٰكِنْ يَعْفُو وَيَغْفِرُ وَلَنْ يَقْبِضَهُ اللّٰهُ حَتّٰى يُقِيمَ بِهِ الْمِلَّةَ الْعَوْجَاءَ بِأَنْ يَقُولُوا: لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ
•Tevrat’ın bir ayeti daha:
مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ مَوْلِدُهُ بِمَكَّةَ، وَهِجْرَتُهُ بِطَيْبَةَ، وَمُلْكُهُ بِالشَّامِ، وَأُمَّتُهُ
الْحَمَّادُونَ
İşte bu ayette “Muhammed” sözü, aynı mânâdaki Süryanice bir isim olarak gelmiştir.
• Tevrat’ın bir başka ayeti:أَنْتَ عَبْدِي وَرَسُولِي سَمَّيْتُكَ الْمُتَوَكِّلَ Bu ayette, İshakoğulları’nın kardeşleri İsmailoğulları’ndan olan ve Hazreti Musa’dan sonra gelecek Peygamber’e hitap ediliyor.
• Tevrat’ın bir ayeti daha:عَبْدِيَ الْمُخْتَارُ لَيْسَ بِفَظٍّ وَلَا غَلِيظٍ İşte, “Muhtar”ın mânâsı “Mustafa”dır ve Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) bir ismidir.
• İsa’dan sonra gelecek ve İncil’in birkaç ayetinde “Âlem Reisi” unvanıyla müjdelenen nebi, İncil’de şöyle tarif ediliyor:
مَعَهُ قَضِيبٌ مِنْ حَدِيدٍ يُقَاتِلُ بِه۪ وَأُمَّتُهُ كَذٰلِكَ
Dipnotlar
- “Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeci, bir korkutucu ve ümmîlere bir koruyucu olarak gönderdik. Sen elbette benim kulum ve resûlümsün. Ben sana ‘Mütevekkil’ ismini verdim. Bu peygamber kötü huylu, katı kalbli, çarşılarda bağırıp çağıran değildir. O kötülüğe kötülükle karşılık vermez. Fakat kötülüğü af ile mağfiret ile karşılar. Allah, eğrilmiş, sapmış olan milleti bu peygamber ile ‘Lâ ilahe illallah’ demeleri suretiyle doğrultmadıkça, o peygamberin ruhunu asla kabzetmeyecektir.” (Bkz. Buhârî, büyû’ 50; Dârimî, mukaddime 2; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 2/174; Kitab-ı Mukaddes (Türkçe tercüme), Eski Ahit, İşâyâ, bâb: 42, cümle: 1-11).
- “Muhammed, Allah’ın resûlüdür. Doğum yeri Mekke, hicret edeceği yer Taybe (Medine), saltanatı Şam’dadır. Onun ümmeti çok hamd eder.” (Bkz. Dârimî, mukaddime 2; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 10/89; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ 5/387).
- “Sen benim kulum ve resûlümsün. Ben sana ‘Mütevekkil’ adını verdim.” (Bkz. Buhârî, büyû’ 50; Dârimî, mukaddime 2; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 2/174).
- “Benim seçkin kulum, kötü huylu ve katı kalbli değildir.” (Bkz. Dârimî, mukaddime 2; el-Buhârî, el-Edebü’l-Müfred 1/95; İbni Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ 1/360; Kitab-ı Mukaddes, Eski Ahit, İşâyâ, bâb: 42, cümle: 1-2).
- İbni Kayyim el-Cevziyye, el-Cevâbu’s-Sahîh 5/292, 304, 585; el-Halebî, es- Sîratü’l-Halebiyye 1/346; Kitab-ı Mukaddes (Türkçe tercüme), Yeni Ahit, Yuhanna, bâb: 14, cümle: 15-17, bâb: 16, cümle: 7-9.
- “Onun yanında kılıcı vardır, onunla savaşacak. Ümmeti de onun gibi olacak.” (Bkz. Kadı Iyâz, eş-Şifâ 1/235. Ayrıca bkz. Kitab-ı Mukaddes, Mezmurlar, bâb: 2, cümle: 9; en-Nebhânî, Huccetullâhi ale’l-Âlemîn s. 114).