ve ona Ruhu’l-Emîn Hazreti Cibril’i yollayıp dinini ders verdirecek. Ve o da, Ruhu’l-Emîn’in dersini insanlara öğretecek, insanlar arasında hak ile hükmedecektir. O bir nurdur, halkı karanlıklardan çıkaracaktır. Rabbin, bana henüz olmadan bildirdiği şeyi ben de size bildiriyorum.”
İşte şu ayet, gayet açık bir şekilde, Ahirzaman Peygamberi Hazreti Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselam) vasıflarını haber veriyor.
• Mişâil adıyla bilinen Mihâil Peygamber’in kitabının dördüncü bâbında şu ayet yer alır: “Ahirzamanda Allah’ın merhametine mazhar bir ümmet Hakk’a ibadet etmek üzere mübarek dağı seçer. Ve orada her iklimden birçok insan toplanıp bir ve tek Rabbe ibadet eder, O’na şirk koşmazlar.”
İşte şu ayet, açık bir şekilde, dünyanın en mübarek dağı olan Arafat’ın ve oraya her iklimden gelen hacıların tekbir ve ibadetlerini, “Allah’ın merhametine mazhar bir ümmet” diye şöhret bulmuş ümmet-i Muhammed’i tarif ediyor.
• Zebur’da yetmiş ikinci bâbda şu ayet var: “Denizden denize malik ve nehirlerden yeryüzünün bittiği yere, en uç noktasına kadar sahip ola… Kendisine Yemen ve Cezayir hükümdarları hediyeler götüre… Padişahlar ona secde edip boyun eğeler… Ona her vakit salât ve her gün bereket duası okuna… Nurları Medine’den parlaya ve zikri, sonsuzlar sonsuzu devam ede… İsmi güneşin varlığından önce mevcuttu, güneş durdukça yayıla...”
İşte şu ayet, çok açık bir şekilde Âlemin İftihar Kaynağı’nı (aleyhissalâtü vesselam) tarif eder. Acaba Hazreti Davud’dan (aleyhisselam) sonra, Hazreti Muhammed’den (aleyhissalâtü vesselam) başka; dinini doğudan batıya kadar yaymış, hükümdarları vergiye bağlamış, padişahları kendine secde ettirir gibi itaat altına almış, her gün insanlığın beşte birinin salavât ve dualarını kazanan ve nurları Medine’den parlamış olan kim gelmiştir? Kim gösterilebilir?
• Yuhanna İncili’nin on dördüncü bâb, otuzuncu ayetinin Türkçe tercümesi şöyledir: “Artık sizinle çok söyleşmem. Zira bu Âlemin Reisi
Dipnotlar
- Kitab-ı Mukaddes, Eski Ahit, İşâyâ, bâb: 42, cümle: 1, 4, 7, 9.
- Kitab-ı Mukaddes, Eski Ahit, Mika, bâb: 4, cümle: 1, 2, 5.
- Kitab-ı Mukaddes, Eski Ahit, Mezmurlar, bâb: 72, cümle: 1-19; en-Nebhânî, Huccetullâhi ale’l-Âlemîn s. 92.