On Sekizinci Mektup
بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ، وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪
Bu mektup üç “mühim mesele”dir.
Birinci Mühim Mesele
Fütûhat-ı Mekkiye sahibi Muhyiddin İbni Arabî (kuddise sirruh) ve İnsan-ı Kâmil adlı meşhur kitabın sahibi Seyyid Abdülkerîm (kuddise sirruh) gibi meşhur evliya, yerkürenin yedi tabakasından, Kaf Dağı’nın arkasındaki “arz-ı beyza”dan ve Fütuhat’ta “Meşmeşiye” denilen hayret verici şeylerden bahsediyor, bunları gördük diyorlar. Acaba dedikleri doğru mudur? Eğer doğruysa nasıl olabilir? Çünkü bu bahsedilenler yeryüzünde yoktur. Hem coğrafya ve bilim onların bu dediklerini kabul etmiyor. Doğru değilse, bu zâtlar nasıl veli olabilir? Böyle gerçek dışı ve hakikate aykırı şeyler söyleyen, nasıl hakikat ehli kabul edilebilir?
Cevap: Onlar hak ve hakikat ehlidir, veli ve şuhûd ehli, yani gayb âlemini ve kâinatın sırlarını Allah’ın izniyle gören zâtlardır. Gördüklerini doğru görmüşler, fakat her şeyi kavramaktan uzak şuhûd halinde
Dipnotlar
- Her türlü noksan sıfattan uzak Allah’ın adıyla.
- “Hiçbir şey yoktur ki, O’nu hamd ile beraber tesbih (tenzih) ediyor olmasın.” (İsrâ sûresi, 17/44)
- Cenâb-ı Hakk’ın kıyamet günü haşir meydanı yapmak için boşaltıp hazırlayacağı yer.
- Bazı veli zâtların keşfen gördükleri misalî bir âlem.
- Bkz. İbn Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye 5/109.