İçeriğe geç

ilave et ve Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğinin ne kadar kuvvetli, sarsılmaz, kesin bir delilini gösterdiğini gör! İşte Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğinin direği, şu mucizelerin hepsinin meydana getirdiği dağ gibi sarsılmaz bir direktir. Şimdi küçük şeylerde ve misallerde, yanlış anlamadan kaynaklanan şüphelerle o sağlam, yüce, yüksek çatıyı dayanıksız ve düşebilir görmenin ne derece akılsızlık olduğunu anladın.

Evet, berekete dair o mucizeler gösteriyor ki: Hazreti Muhammed (aleyhissalâtü vesselam) her canlıya rızık veren, rızıkları yaratan Rahîm ve Kerîm bir Zât’ın sevgili memurudur, pek hürmetli bir kuludur. Cenâb-ı Hak çeşit çeşit rızıklarda, âdetinin dışına çıkarak ona hiçten ve sırf gaybdan ziyafetler gönderiyor. Mâlumdur ki, Arap yarımadası suyun az olduğu ve ziraatın az yapıldığı bir yerdir. Onun için ahalisi, bilhassa İslam’dan önce, geçim darlığına düşerdi. Çok defa susuzluk çekiyorlardı. İşte bu hikmete binaen, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) apaçık mucizelerinin mühimleri, yiyecek ve su hususunda görülmüştür.

Bu harikalar, peygamberlik davasına delil ve mucize olmaktan çok, ihtiyaca göre, Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) ilahî bir ikram, rabbanî bir ihsan, rahmanî bir ziyafet hükmündedir. Çünkü o mucizeleri görenler, Allah Resûlü’nün peygamberliğini zaten tasdik etmişler. Fakat mucize göründükçe imanları artar, nur üstüne nur olur.

Sekizinci İşaret

Su hususundaki bir kısım mucizeleri beyan eder.

Mukaddime

Mâlumdur ki, topluluklar önünde meydana gelen hadiseler bir kişi vasıtasıyla nakledilse, yalanlanmadığı takdirde, bu onun doğruluğunu gösterir. Çünkü insanda, yalana “Yalan!” demeye yaradılıştan bir meyil vardır. Bilhassa, yalan karşısında her kavimden daha çok sesini yükselten sahabiler söz konusu ise, hele hadiseler Resûl-u Ekrem’le (aleyhissalâtü vesselam) alâkalıysa ve bilhassa nakleden, sahabenin meşhurlarındansa, elbette o tek haberin sahibi onu, hadiseyi gören cemaati temsil eder gibi aktarır.

Halbuki şimdi bahsedeceğimiz, Resûl-u Ekrem’in su ile ilgili

159