İçeriğe geç

Diğer taraftan nesillerin devamı ve müstakîm bir düşünceyle hizmet etmek için hem kadın hem erkek adına bir hayat arkadaşına ihtiyaç olduğu bedîhîdir. İnsanın akşama kadar koşturup yorulduktan sonra oturup dertleşecek, kendi aralarında bir şeyler paylaşacak ve neticede birbirine destek olacak birilerine ihtiyacı vardır. Bu açıdan yeri geldiğinde bir lisedeki talebe bile evlendirilmeli; ancak, ifade ettiğimiz gibi bunlar kat’iyen hayatın gayesi yapılmamalıdır. Hayatın gerçek gayesi, Cenâb-ı Hak’tır ve bunu “Cin ve insi, Bana kulluk etsinler diye yarattım.”1 âyetinde ifade etmiştir. Bu âyetin farklı şekilde yorumlandığına şahit olmadım. Hz. Sahipkıran’ın yaklaşımıyla “Hilkatin gayesi, fıtratın neticesi, iman-ı billahtır.” Evet, bu işin finalitesi Allah’ı bilmek ve O’na iman etmektir. Mârifetle donanıp, muhabbetle coşmak ve vecd ü cezble Allah’a ulaşmaktır. Boyunduruğun yere konduğu, ırzın çiğnenip, namusun pâyimâl olduğu, küfrün, ilhadın kol gezdiği bir dönemde “Hele biraz keyfimize bakalım!” demek, bilmem ki neyin ifadesidir? Kur’ân bu mevzuda: “Allah’ın size verdiği her şeyi Allah yolunda harcayın. (Onları bu yolda harcamamak suretiyle) kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın!”2 buyurmaktadır. Evet, mealini verdiğimiz âyeti Allah Resûlü bu mânâda yorumluyor, Hz. Ebû Bekir meseleye böyle yaklaşıyor ve Ebû Eyyub el-Ensarî, İstanbul surları önüne kadar o yaşlı hâliyle gelip cihat vazifesini yerine getirirken bir münasebetle âyeti böyle tefsir ediyorsa bizim oturup kendi durumumuzu tekrar gözden geçirmemiz gerektiği kanaatindeyim.

Onun için İslâm âlimleri böyle bir meseleyi, ibadet-itikat bahisleri içinde değil de; çarşı-pazarda alışveriş gibi “muamelat” kategorisine dahil etmişlerdir.

2