Hakk’a Adanmış Ruhlar Ve Evli̇li̇k
Ben şahsen adanmış bir insana “Dünyaya ait meseleleri geriye al, ukbâya ait meseleleri de biraz öne çıkar.” demeyi, kendi adıma saygısızlık sayarım. Haddizatında böyle bir yaklaşım hakka-hakikate, sağlam düşünce ve muhkem mantığa da terstir.
Evet, eğer, yeme içme, çalışıp kazanma, çoluk çocuk sahibi olma gibi meseleler fıtratın gereği olmasaydı, bu konuda bile “Yüce bir hakikate gönül vermiş insanları bekleyen bunca vazife varken, bu türlü şeyleri aklının köşesinden geçiren kimseler, kendi mantıklarına ihanet ediyorlar.” derdim. Ne var ki Cenâb-ı Hak, bizi yaratıp hayatımızı planlarken, bir yanını da bunlar gibi şeylerle örgüleyip irtibatlandırmıştır.
Bu gibi tabiî ve beşerî zaruretler, ibadet ü taat içinde sayılmayıp aksine, ibadet ü taate koşacak mü’minlerin, his ve mantık âlemine istikamet kazandırmak için tâlî meseleler cümlesindendir. Tıpkı sizi bir yerden başka bir yere taşıyacak olan arabanın içindeki estetik buudlu aksesuar gibi. Bu yönüyle de böyle bir meseleye, sadece tatmin olma ve ruhî hazza erme meselesidir denilebilir.