Bu itibarla لَا يَعْلَمُونَ kelimesi, “Onlar, size sefih dediler. Aslında onların kendileri şuursuz, aklı olmayan ve aynı zamanda ilimsiz kimselerdir.” şeklinde Efendimiz’e ve mü’minlere yönelik bir teselli mânâsı ifade etmektedir. Bir diğer yönden burada şöyle bir şey anlamak da mümkündür: “Onlar şuursuz, akılsız ve ilimsiz kimselerdi. İslâm ise, şuur, akıl, fikir ve ilim üzerine müesses bir dindir. Müslüman olarak ancak bunları mü’minler bilebilirler. Öyleyse, onlarda olmasa da sizin meselelerinizin temelinde şuur, akıl, fikir ve ilim vardır.”
* * *
وَإِذَا لَقُوا الَّذِينَ اٰمَنُوا قَالُوا اٰمَنَّا وَإِذَا خَلَوْا إِلٰى شَيَاطِينِهِمْ قَالُۤوا إِنَّا مَعَكُمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِئُونَ“Bunlar iman edenlerle karşılaştıkları vakit, ‘Biz de mü’miniz.’ derler. Fakat şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında da: ‘Emin olun biz sizinle beraberiz, sadece onlarla alay ediyoruz.’ derler.”
[1] el-Vâhidî, Tefsîru’l-Vâhidî 1/93.[2] Osman Ergin, Balıkesirli Abdülaziz Mecdi Tolun: Hayatı ve Şahsiyeti s. 182.[3] Bkz.: Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/68, 71.[4] Buhârî, meğâzî 17; Müslim, imâret 143.[5] Bkz.: Bakara sûresi, 2/96.[6] es-Sa’lebî, el-Keşf ve’l-beyân 1/155.[7] Buhârî, i’tisâm 10; Müslim, imâret 171.